pus1

punto

Fr point İt punto nokta, matbaacılıkta hurufat ölçüsü << Lat punctus [pp.] iğne deliği, nokta Lat pungere delmek +()t°

pupa

İt puppa/poppa geminin kıç tarafı, arkadan esen rüzgâr << Lat puppis a.a.

puro

İsp puro 1. saf, katıksız, 2. saf tütünden yapılmış sigar << Lat pūrus saf, arı << HAvr *puH-ró-s (*pū-ró-s) HAvr *pewH- (*pew-) arıtmak

purpura

YLat purpura ciltte koyu kızıl veya mor lekelere yol açan bir hastalık Lat purpura eflatun rengi, bu renk boya veren deniz kabuklusu EYun porphýra πορϕύρα za.a.

pus|mak

<< ETü bus- pusu kurmak, gafil avlamak

pus1

ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
kök būs boldı [gökyüzü sislendi veya karardı], er közi būs boldı [gözü bulandı] TTü: [ Meninski, Thesaurus, 1680]
pus: Tristis, melancholicus, opacus, subnubilis [kederli, karanlık, bulutlu (hava)]

<< ETü būs sis, duman

Benzer sözcükler: puslu

Bu maddeye gönderenler: pusarık


04.02.2015
pus2

Lat pus, pur- cerahat, irin << HAvr *púH-o-s (*pū́-o-s) HAvr *puH- (*pū-) çürümek

pus3

Fr pouce 1. baş parmak, 2. yaklaşık 2,5 cm'e eşdeğer uzunluk birimi, inç << Lat pollex, pollic- baş parmak

pusarık

ETü busar- sislenmek +Uk ETü bus +Ar-

pusat

Ar bisāṭ بِساط z [#bsṭ] 1. yaygı, kilim, döşek, 2. genel anlamda mal mülk, donanım, armatür Ar basaṭa بَسَطَ zyaydı, serdi

puset

Fr poussette [küç.] çocuk arabası Fr pousser itmek +et° << OLat pulsare [den.] a.a. << Lat pellere, puls- kakmak, itmek << HAvr *pelh₂-² (*pel-) a.a.