prensdögal

prekarite

İng precarity Fr précarité belirsizlik, özellikle istihdamda belirsiz ve güvencesiz olma Fr précaire belirsiz, güvenilmez Lat precarius «duaya kalmış», a.a. Lat preces dua +ari°

prelüd

Fr prélude gösteri veya tiyatro öncesi hazırlık müziği OLat praeludium oyun-öncesi Lat prae+ ludere [f.] oynamak +ium

prematüre

Fr prématuré olgun-öncesi, süresinden önce olan tıbbi olay veya doğum Fr pre+ maturé olgunlaşmış << Lat maturatus [pp.] a.a. Lat maturare [den.] olgunlaşmak +()t° Lat maturus 1. erken, turfanda (ürün), 2. olgun, ergin

premium

İng premium 1. ödül, 2. faiz, fazladan ödeme, 3. (Amer. ticari dilde) birinci sınıf

prens

Fr prince 1. hükümdar, 2. hükümdar oğlu << Lat princeps şef, önder, hükümdar § Lat primus ilk, ön Lat capere, capt- almak

prensdögal

[ <1930]

Fr prince de Galles 1. Galler Prensi, 2. Kraliçe Victoria'nın büyük oğlu olan Galler Prensi'nin (7. Edward) moda ettiği siyah-beyaz balıksırtı desenli kumaş

 prens


17.06.2015
prenses

Fr princesse [fem.] hükümdar kızı veya prens eşi OLat principessa a.a.

prensip

Fr principe ilke Lat principium bir şeyin başı § Lat primus önce Lat capere almak, tutmak +ium

preparat

Alm Präparat önceden hazırlanmış şey, karılmış ilaç Lat praeparatum [pp. n.] a.a. Lat praeparare önceden hazırlamak +()t° Lat prae+ parare hazırlamak

prepozisyon

Fr préposition «öne koyma», gramerde edat Lat praepositio a.a. Lat praeponere öne koymak +()tion Lat prae+ ponere, pos- koymak

pres

Fr presse [dev.] 1. basınç, baskı, basım, 2. baskı aleti Fr presser basmak, sıkmak, sıkıştırmak Lat premere, press- basmak, sıkmak << HAvr *pres- HAvr *per-4 bastırmak, sıkmak