pratik

pragmatik

Fr pragmatique 1. gerçeğe ve eyleme yönelik olan, pratik sonuçları olan, 2. William James (1842-1910) tarafından önerilen felsefe ekolüne bağlı olan EYun prágma πράγμα ziş, eylem +ik° EYun prássō, prag- πράσσω, πραγ- zyapmak, başarmak, sonuca ulaştırmak +ma(t)

praksis

İng praxis 1. bir mesleğin icrası, pratik, 2. eylemlilik hali EYun prâksis πρᾶξις zişlem, eylem, icraat EYun prassō, prag- πρασσω, πραγ- zeylemek, yapmak, başarmak +sis

pralin

Fr praline bir tür badem şekeri öz César Choiseul du Plessis-Prâline Fransız mareşal (1598-1675)

pranga

İt branca 1. kedi veya kuş pençesi, 2. ağaç dalı (Kaynak: LF sf. §127.)<< OLat branca pençe, hayvan ayağı

praseodim

Alm Praseodym bir element (İlk kullanım: 1885 Carl Auer von Welsbach, Avust. kimyacı.) § EYun práseos pırasa rengi, soluk yeşil EYun dídymos δίδυμος zikiz

pratik

"işlevsel (sıfat)" [ Cumhuriyet - gazete, 1930]
gayet pratik ve ucuz olan bu kıymetli rehber pratisyen "uzman olmayan hekim" [ Cumhuriyet - gazete, 1930]
Doktorlar profesör, profesör muavini, mütehassıs ve pratisyen olarak tasnif edilecek

Fr pratique 1. eylem, işlev (isim), 2. işleyen, işlevsel (sıfat) Lat practicus a.a. EYun praktikós πρακτικός za.a. EYun prássō, prag- πράσσω, πραγ- zyapmak, eylemek, başarmak +ik°

Benzer sözcükler: pratisyen

Bu maddeye gönderenler: pragmatik, praksis, şiropraktör


19.03.2013
prefabrike

Fr préfabriqué [pp.] önceden imal edilmiş Fr pre+ fabriqué [pp.] imal edilmiş Fr fabriquer imal etmek

prehistorya

EYun ʰistorikós ἱστορικός ztarihî, tarihçi Fr pre+ préhistorique tarih öncesine ait EYun ʰistoría ἱστορία ztarih anlatısı

prekarite

İng precarity Fr précarité belirsizlik, özellikle istihdamda belirsiz ve güvencesiz olma Fr précaire belirsiz, güvenilmez Lat precarius «duaya kalmış», a.a. Lat preces dua +ari°

prelüd

Fr prélude gösteri veya tiyatro öncesi hazırlık müziği OLat praeludium oyun-öncesi Lat prae+ ludere [f.] oynamak +ium

prematüre

Fr prématuré olgun-öncesi, süresinden önce olan tıbbi olay veya doğum Fr pre+ maturé olgunlaşmış << Lat maturatus [pp.] a.a. Lat maturare [den.] olgunlaşmak +()t° Lat maturus 1. erken, turfanda (ürün), 2. olgun, ergin