portakal

porselen

Fr porcelaine İt porcellana 1. parlak beyaz renkli bir tür deniz kabuğu, 2. görüntüsü buna benzeyen rafine çini, porselen Lat porcella [küç.] dişi domuzcuk, kadın cinsel organı Lat porcus domuz +ell° << HAvr *pórḱos a.a.

porsiyon

Fr portion 1. pay, kısım, taksit, 2. bir kerede yenilen yemek << Lat portiō pay, kısım Lat partire/portire [den.] pay etmek +()tion Lat pars, part- pay

porsuk

<< ETü borsmuk «boz benek», malum hayvan ETü boz +mUk

port

İng port 1. kapı, liman, 2. elektronikte input veya output kapısı Lat portus liman Lat porta kapı << HAvr *pér-tu-s a.a. HAvr *per-¹ ileri veya karşıya geçmek

port+

Fr porte- taşır Fr porter taşımak << Lat portare a.a. << HAvr *per-¹ ileri geçmek, öte geçmek

portakal

"Portekiz turuncu" [ <1730]
[III. Ahmed'in bir mektubundan] Geçende portakal turuncu gönderdin lakin ekşi, bir vechile ekl olunmaz [yenilmez] limon ekşiliği kadar ekşisi var. Evvel gayet tatlı gelirdi. İki sene vardır ki ekşi gelür. Buldurabilirsen tatlısını gönderesin.

öz Portakal Portekiz İt Portogallo a.a. Lat portus Cale İber yarımadasının Atlantik kıyısında bir liman, Oporto

 porto

Not: Çiğ yenebilen tatlı turunç 16. yy'da Çin'den Portekizli tüccarlar eliyle Avrupa'ya getirilmiştir. İstanbul'da 18. yy başlarında görüldüğü anlaşılıyor.


23.01.2019
portal

İng portal büyük kapı Lat porta kapı +al° << HAvr *por-teh₂ (*por-tā) kapı, geçit HAvr *per-¹ ileri geçmek, geçirmek

portatif

Fr portatif taşınır, menkul Fr porter taşımak +()tiv°

portbebe

Fr porte-bébé «bebek-taşır», bebek taşıma çantası § Fr porter taşımak Fr bébé bebek

porte

Fr portée [pp. fem.] 1. taşıma, taşınan şey, taşıma kapasitesi, 2. müzikte notaları taşıyan yatay hatlar << Lat portata [pp. n. çoğ.] Lat portare taşımak, götürmek, geçirmek +()t°

portföy

Fr porte feuille «evrak-taşır» § Fr porter taşımak Fr feuille yaprak, kâğıt