pişekâr

piskopos

Yun episkópos επισκόπος zbaşrahip, bir kilise çevresinden sorumlu din adamı EYun episkópos επισκόπος z1. gözeten, nezaret eden, 2. a.a. EYun episkopéō επισκοπέω zbaşında durarak gözetmek, nezaret etmek EYun epi+ skopéō σκοπέω zbakmak

pist

Fr piste patika, toprak yol, koşu yolu İt pista [dev.] tozlu yol, hayvan patikası İt pistare [den.] havanda dövmek, toz haline getirmek [mod. pestare] << Lat pinsare, pist-

piston

Fr piston a.a. İt pestone [büy.] büyük havan İt pesto havan +on

pisuvar

Fr pissoir işeme yeri Fr pisser işemek +()torium

piş|mek

<< ETü bış- karıştırmak (geçişli fiil), pişmek (geçişsiz fiil)

pişekâr

"usta" [ Cafer Efendi, Risale-i Mi'mâriyye, 1614]
Farisīde pīşever, Türkīde avam pīşever'den galat edip pīşeker derler "... orta oyununda baş oyuncu" [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
pīşekār: Hokkabaz, meydancısı, ustası.

Fa pīşe-kār پيشكار zusta sanatkâr OFa pēşag ustalık, sanat ≈ Ave piştra- a.a.

 kâr


28.11.2014
pişi

<< ETü bışıġ pişmiş ETü bış- +I(g)

pişman

Fa paşmān پشمان zpişman << OFa paşēmān «karşı-düşünen», a.a. << Ave prati-māna a.a. § Ave pratiş karşı, zıt Ave manah düşünce, akıl

pişmaniye

Fa paşmīne پشمينه zyünlü şey, yün kumaş, yapağı Fa paşm پشم zyün

pişti

<? TTü piş-

piştov

Mac pisztoly tabanca Çek pist'ala «yumrukçuk», a.a. Çek pěst yumruk