peyk

pey

Fa/OFa pay پى z1. ayak, adım, ayak izi, 2. art, arka, peş, akab ≈ Fa/OFa pāy پاى za.a.

pey+

Fa pay+ << EFa pati- karşı, ön, ileri, yüz yüze (edat) ≈ Ave paiti- a.a. ≈ Sans prati प्रति za.a. << HAvr *próti- a.a. HAvr *per-¹ ön, ileri

peyda

Fa paydā پيدا zöne çıkarma, ortaya çıkarma, yaratma ≈ Ave paiti dā- öne veya karşıya vermek § Ave paiti karşı, ön (edat) Ave dā- vermek

peyderpey

Fa pay dar pay پى در پى zadım adım, art arda Fa pay ayak, adım, art

peygamber

Fa payġāmbar پيغامبر zhaberci, elçi, özellikle tanrı elçisi § Fa payġām/payām پيغام zhaber, ileti (<< OFa patgām a.a. << EFa *pati-gāma- ≈ Ave paiti-gāma- ) Fa +bar بر zgetiren, taşıyan

peyk

[ Codex Cumanicus, 1303]
curerius [ulak, kuriye] - Fa: payk - Tr: sikrik [seğirik?] YO: "... uydu" [ Şemseddin Sami, Kamus-ı Türki, 1900]
peyk: (...) 2. Bir seyyarenin etrafında dönen seyyare. YO: "... bağımlı ülke" [ Cumhuriyet - gazete, 1936]
serbestî ve istiklâli takdir edemediğinden ve bu mühim devleti kendi politikasına peyk yapmak istedi

Fa paik پَيْك zhaberci, ulak, ayak işlerine bakan hizmetkâr << OFa paik/padik yaya OFa pāi/pād ayak

 pa

Not: Karş. Sans padika पदिक "piyade". Sözcüğün Fr satellite karşılığı olarak kullanımı geç dönem Osmanlıcaya özgü olup peyk-i felek "göklerin habercisi" > mec. "ay" terkibinden esinlenmiş olmalıdır.


15.02.2020
peyke

Fa pāygāh/paygāh پايگاه zdurma yeri, ayaklık, pabuç yeri

peyker

Fa paykar پيكر zresim, suret, görüntü << OFa padkar a.a. << EFa pati-kara «karşı-yapma», a.a.

peyman

Fa paymān ڀيمان z1. ölçü, ölçek, 2. antlaşma, yemin << OFa padmān/patmān ölçü OFa padmās- ölçmek, akıl etmek EFa pati- karşı, yüz yüze, ön (edat)

peymane

Fa paymāne پيمانه zölçek, şarap kadehi Fa paymān ölçü +a

peynir

Fa/OFa panīr پنير zpeynir << OFa panīr a.a. (≈ Ave payah- süt ≈ Sans páyas पयस् zsüt )