perde

per+

<< HAvr *per-¹ 1. ön, öte, 2. ödemek, satmak, 3. öne atılmak, tehlikeye girmek

perakende

Fa parāgande پراگنده zdağınık, saçılmış, parça parça OFa pargandan (etrafa) dağıtmak, saçmak (Kaynak: D-M sf. 268)OFa per+2 *gandan saçmak

perçem

Fa parçam پرچم zbaşın büyük bölümünü kazıtarak salınan at kuyruğu şeklindeki saç [esk.], mızrağın ucuna takılan at kuyruğu, tuğ, sancak § Fa par kanat Fa çamīdan چميدن zsalmak

perçin

Fa parçīn پرچين z1. kıvrık, çengel, 2. çakıldıktan sonra ucu kıvrılmış çivi Fa parçīdan Fa çīdan, çīn- چيدن, چين zkıvırmak, burmak

perdah

Fa pardāχt پرداخت zbitim, cila, finiş Fa pardaχtan, pardāz- پردختن, پرداز zsona erdirmek, bitirmek, oldurmak, düzmek, (bir şeyi bir şeye) koşmak, süslemek, hayata geçirmek, vs. ≈ Ave para-tak- ileri-koşmak Ave per+2 tak-, taç- koşmak, koşturmak

perde

"örtü" [ anon., Mukaddimetü'l-Edeb terc., y. 1300]
perdede turğan karabaş [örtülü duran cariye] [ Aşık Paşa, Garib-name, 1330]
zīrā dünyā perdedür χalḳ yolına "... musikide nota" [ Aşık Paşa, Garib-name, 1330]
cümle sazuŋ perdesin barmak bilür [ Lugat-i Halimi, 1477]
gözüŋ perdesi [katarakt] (...) dimaġuŋ perdesi [beyin zarı] şişer, şamur şumur söyler [ Meninski, Thesaurus, 1680]
çatma perde (...) çalıdan perde (...) ateş perdesi (...) perdelemek

Fa parde پرده z1. örtü, kapı veya çadır örtüsü, yüz örtüsü, 2. müzikte perde << OFa pardag a.a.

 per+

Benzer sözcükler: demirperde, perdelemek, perdelenmek


14.11.2019
pereme

Yun pérama πέραμα zgeçit, nehir veya liman geçişinde kullanılan sal EYun peraióō περαιόω zkarşıya geçirmek, iletmek +ma(t) << HAvr *per-eh₂-i̯é- (*per-ē-i̯é-) a.a. HAvr *per-¹ geçmek

perende

Fa parande پرنده zuçan, uçucu, kanat çırpan Fa par-andāχtan پرنداختن zuçmak, kanat çırpmak § Fa par پر zkanat Fa andāχtan, andāz- أنداختن zatmak

+perest

Fa parast پرست ztapan, hizmet eden Fa parastīdan پرستيدن ztapmak, hizmet etmek << OFa paristīdan bir kişinin veya şeyin önünde veya başında durmak, hazır durmak, hizmet etmek ≈ Ave pairi-stā- karşı durmak, arz etmek Ave per+2 *stā- durmak

perestiş

Fa parastiş پرستش zhizmet etme, ibadet etme << OFa parastişn a.a.

perfeksiyon

Fr perfection mükemmellik, tekemmül Lat perfectio a.a. Lat per+1 perficere bir şeyi sonuna kadar yapmak +()tion Lat per+1 facere, fact- yapmak, etmek