perakende

penumbra

Lat penumbra yarı-gölge § Lat paene hemen hemen, yaklaşık Lat umbra gölge

penye

Fr peigné [pp.] taranmış, taranmış yün veya pamuk Fr peigner taramak << OLat pectinare [den.] a.a. Lat pecten tarak << HAvr *peḱ-ten-s a.a. HAvr *peḱ- taramak

pepe

onom peltek konuşma sesi

pepsin

Fr pepsine sindirimde rol alan enzim Alm Pepsin a.a. (İlk kullanım: 1835 Theodor Schwann, Alm. doğa bilimci .) EYun pépsis πέψις zpişirme, sindirme +in° EYun péptō πέπτω zyemek pişirmek, sindirmek +sis << HAvr *pekʷ- pişirmek

per+

<< HAvr *per-¹ 1. ön, öte, 2. ödemek, satmak, 3. öne atılmak, tehlikeye girmek

perakende

"dağınık" [ Aşık Paşa, Garib-name, 1330]
söyler olur dil perākende sözi "dağıtma" [ Gazavat-ı Sultan Murad, <1451]
derḥāl nāmeler yazılub etrāf ü eknāfa perākende idüb

Fa parāganda پراگنده zdağınık, saçılmış, parça parça OFa pargandan (etrafa) dağıtmak, saçmak (Kaynak: D-M sf. 268)OFa per+2 *gandan saçmak

 per+

Not: Aynı kökten Fa gandum "ekin, buğday"; karş. darı, ziraat.


05.10.2017
perçem

Fa parçam پرچم zbaşın büyük bölümünü kazıtarak salınan at kuyruğu şeklindeki saç [esk.], mızrağın ucuna takılan at kuyruğu, tuğ, sancak § Fa par kanat Fa çamīdan چميدن zsalmak

perçin

Fa parçīn پرچين z1. kıvrık, çengel, 2. çakıldıktan sonra ucu kıvrılmış çivi Fa parçīdan Fa çīdan, çīn- چيدن, چين zkıvırmak, burmak

perdah

Fa pardāχt پرداخت zbitim, cila, finiş Fa pardaχtan, pardāz- پردختن, پرداز zsona erdirmek, bitirmek, oldurmak, düzmek, (bir şeyi bir şeye) koşmak, süslemek, hayata geçirmek, vs. ≈ Ave para-tak- ileri-koşmak Ave per+2 tak-, taç- koşmak, koşturmak

perde

Fa parda پرده z1. örtü, kapı veya çadır örtüsü, yüz örtüsü, 2. müzikte perde << OFa pardag a.a.

pereme

Yun pérama πέραμα zgeçit, nehir veya liman geçişinde kullanılan sal EYun peraióō περαιόω zkarşıya geçirmek, iletmek +ma(t) << HAvr *per-eh₂-i̯é- (*per-ē-i̯é-) a.a. HAvr *per-¹ geçmek