pelesenk1

pekmez

<< ETü-O bekmes koyultulmuş üzüm şurubu

peksimet

Yun paksamátion παξαμάτιον z [küç.] iki kez pişmiş asker ekmeği, bisküvi << OYun paksamâs παξαμᾶς za.a. +ion

pektin

Fr pectine pıhtılaştırıcı olarak kullanılan organik madde (İlk kullanım: Henri Braconnot, Fr. kimyacı (1781-1855).) EYun pēktós πηκτός zpıhtı, süt pıhtısı, çökelek +in° EYun pḗgnymi πήγνυμι, πηκτ- zkatılaşmak +t°

pektoral

Fr pectoral göğüse ilişkin Lat pectoralis Lat pectus, pector- göğüs kafesi +al° << HAvr *peg-tos HAvr *peg- a.a.

pelerin

Fr pèlerine hacı giysisi [esk.], cübbe Fr pèlerin hacı << Lat peregrinus gezgin, göçebe, yabancı

pelesenk1

[ Codex Cumanicus, 1303]
balsamus - Tr: balsaman [ Meninski, Thesaurus, 1680]
belesān: Balsami arbor, seu frutex. [ Asım Ef., Burhan-ı Katı terc., 1797]
belesān: Türkīde tahrīfle peleseng taˁbīr iderler

Fa balasān بلسان zYemen'de yetişen bir ağaç, commiphora opobalsamum; bu ağacın reçinesi, balsam ≈ EYun bálsamon βάλσαμον za.a.

 balsam


30.08.2017
pelesenk2

Fa bārsang/pārsang بارسنگ/پارسنگ zdenge maksadıyla teraziye veya kayığa veya at yükünün hafif tarafına konulan taş § Fa bār بار zyük Fa sang سنگ ztaş

pelet

İng pellet bilye, mermi Fr pelote küçük top Lat pila top

pelikan

Fr pélican bağırtlak kuşu, pelecanus << OLat pelecanus a.a. EYun pelekán πελεκάν z«balta gagalı», a.a. (veya ağaçkakan) EYun pélekus πέλεκυς zsivri uçlu balta ≈ Akad pilaqqu saplanan şey, a.a. Sumer balak a.a.

pelin

Bul pelín пелин z Sırp pèlin acı yapraklı bir bitki, yavşan otu, artemisia, vermut ESlav pelany a.a.

pelit

~? Yun balanídion βαλανίδιον z [küç.] meşe palamudu (EYun bálanos βάλανος za.a. +ion ) ≈ Ar ballūṭ بلّوط za.a. ≈ Aram balūṭā בלוטא za.a.