pekinua

pehlivan

Fa pahlavān پهلوان zbahadır, yiğit, savaşçı << OFa pahlavīk MÖ 3. yy'da İran'ı istila eden ve 450 yıl egemen olan Doğu İran kavmine mensup kişi, Part ≈ Sogd pahlawānī a.a. ≈ EFa parθava- a.a.

pejmürde

Fa pijmurde پژمرده z [pp.] solmuş, buruşuk, hırpalanmış Fa pijmurdan پژمردن zsolmak, eskimek +a <? Fa pij پژ zburuşuk, eski

pejoratif

Fr péjoratif İng pejorative kötüleyici, aşağılayıcı Lat peiorare [den.] kötülemek, aşağılamak +(t)iv° Lat peior [kıy.] daha kötü, beter << ALat *ped-ios

pek

<< ETü bek sert, sağlam, katı, korunaklı

peki

<< TTü pek iyi

pekinua

[ Yakup Kadri Karaosmanoğlu, <1947]
uyuklayan bir küçücük pekinuayı makinesinin başına gelenlerden mesul tutmak istedi.

Fr pékinois bir köpek cinsi öz Pékin Çin'de bir kent Çin Beijing 北京 z«Kuzey Başkenti», a.a.


23.06.2015
pekiş|mek

TTü pek sağlam, metin

pekmez

<< ETü-O bekmes koyultulmuş üzüm şurubu

peksimet

Yun paksamátion παξαμάτιον z [küç.] iki kez pişmiş asker ekmeği, bisküvi << OYun paksamâs παξαμᾶς za.a. +ion

pektin

Fr pectine pıhtılaştırıcı olarak kullanılan organik madde (İlk kullanım: Henri Braconnot, Fr. kimyacı (1781-1855).) EYun pēktós πηκτός zpıhtı, süt pıhtısı, çökelek +in° EYun pḗgnymi πήγνυμι, πηκτ- zkatılaşmak +t°

pektoral

Fr pectoral göğüse ilişkin Lat pectoralis Lat pectus, pector- göğüs kafesi +al° << HAvr *peg-tos HAvr *peg- a.a.