paraliz

parakete1

İt barchetta [küç.] «gemicik», bir ipe bağlı olarak suda yüzen hız ölçme aracı İt barca gemi +et°

parakete2

İng parakeet küçük papağan Fr perroquet Fr perrot papağan [esk.]

parala|mak

Fa pāra پاره zpare, parça

paralaks

Fr parallaxe astronomide bir kavram EYun parállaksis παράλλαξις z EYun parallássō παραλλάσσω zkarşılıklı değişmek +sis EYun para+1 allássō αλλάσσω zdeğişmek EYun állos άλλος zbaşka

paralel

Fr parallèle EYun parállelos παράλλελος zbirbirinin yanısıra giden EYun para+1 allélon αλλέλον zbirbiri, yekdiğer EYun állos άλλος zbaşka << HAvr *h₂el- (*al-) öte, başka

paraliz

[ İbrahim Alaattin (Gövsa), Yeni Türk Lugatı, 1930]
paralisi: Felç, inme, kötürümlük.

Fr paralyse, paralyt- felç EYun parálysis παράλυσις za.a. EYun paralúō παραλύω z«bir yanı çözülmek», tek yanlı inme +sis EYun para+1 lúō λύω zçözmek

 liz(o)+

Benzer sözcükler: paralitik, paralize, paralizi


08.10.2017
paramedik

İng paramedic [abb.] yardımcı tıp elemanı İng paramedical 1. klasik tıbbın dışında olan, 2. tıp personeline yardımcı olan

parametre

Fr paramètre bir başka değere bağımlı olarak değişen ölçü EYun paramétreō παραμέτρεω zbir şeyi bir şeyle ölçmek, kıyaslamak EYun para+1 métreō μέτρεω zölçmek

paramiliter

Fr paramilitaire «yan-asker», ordu dışı askeri güç Fr para+1 militaire asker

paramparça

§ Fa pāra پاره z Fa pārça پارچه z

parankima

Fr parenchyme ak ve karaciğer, böbrek, dalak gibi organların dolgu dokusu EYun parénχyma παρένχυμα za.a. (İlk kullanım: Erasistratos, Yun. hekim (MÖ y. 330-250).) EYun parenχéō παρενχέω ziçini (bir sıvı ile) doldurmak +ma(t) EYun para+1 enχéō ενχέω za.a. EYun en+ χéō χέω zbir sıvı dökmek, akıtmak