palamut2

pakize

Fa pākīze پاكيزه zarınmış, temiz

pakt

Fr pacte ant, antlaşma, sözleşme Lat pāctum a.a. Lat pangere, pāct- 1. sabitlemek, (bitki, direk) dikmek, 2. sınır belirlemek, 3. kesinleştirmek, tespit etmek, 4. ant-laşmak << HAvr *peh₂ḱ- (*pāḱ-) sabit olmak, durmak, yerleşmek, sınır belirlemek

pala

İt pala 1. kürek, 2. kürek şeklinde enli kılıç << Lat pala bahçe veya kayık küreği

palamar

Yun palamárion παλαμάριον z [küç.] gemi bağlama halatı <? EYun palámē παλάμη zavuç, pençe +arion

palamut1

Yun balanídion βαλανίδιον z [küç.] meşe palamudu EYun bálanos βάλανος za.a. +ion << HAvr *gʷĺ̥h₂-no-s (*gʷlá-no-s)

palamut2

[ Evliya Çelebi, Seyahatname, 1665]
mevsiminde uskumrī balığı ve palamida ve alakerda ve fuçida ve kefal

Yun palamída παλαμήδα zbir yaşından küçük ton balığı, palamut balığı (Kaynak: DuCG sf. 1082.)<< EYun pēlamýs, pēlamyd- πηλαμύς, πηλαμυδ- za.a.


01.09.2017
palan

Fa pālān پالان zçul semer

palanka

Mac palánkvār ağaç tomruklarından yapılmış savunma çiti, palisad << OLat palanca kütük, tomruk EYun phálanks, phalang- φάλανξ, φαλαγγ- zkütük, kalın sopa

palas

Fr palace saray, görkemli konut << Lat palatium saray Lat Mons Palatinus Roma kentinde Augustus'un sarayının bulunduğu tepenin adı +ium <? Etr Pales çobanları ve davarı koruyan tanrıçanın adı

palas pandıras

Lad palos y panderos «davul ve tef», gürültülü eğlence § İsp palo sopa, çubuk, özellikle davul sopası İsp pandero çalpara, zilli tef (EYun pandoúra πανδούρα züç telli tambur, çeng )

palaska

Mac palack şişe, matara EYAlm flasca a.a. ?