ortostat

ortanca2

Fr hortensia bir süs çiçeği (İlk kullanım: Theodore Commerson, Fr. botanikçi (1727-1773).) öz Hortense Lepaute Commerson'un arkadaşı olan bir kadın

ortay

TTü orta +(g)Ay

ortodoks

Yun orthódoksos ορθόδοξος z1. doğru mezhep sahibi, doğru öğretiye uygun, 2. Rum kilisesine verilen bir unvan § Yun/EYun orthós ορθός zdoğru, dik Yun/EYun dóksa δόξα zgörüş, doktrin, mezhep, öğreti

ortodonti

Fr orthodontie diş düzeltme mesleği

ortopedi

Fr orthopédie kemik ve kas deformasyonlarını düzeltme yöntemi (özellikle çocuk ve ergenlerde) § EYun orthós ορθός zdüzgün, doğru EYun paideía παιδεία zeğitim, çocuk yetiştirme

ortostat

"(tıpta) ayağa kalkma" [ Milliyet - gazete, 1953]
Üçüncü bir şekil de ortostatik tabir edilen [ayağa kalkma halinde] hasıl olan tansiyon düşüklüğüdür "(arkeolojide) dikme" [ Milliyet - gazete, 2007]
kazı çalışmaları sırasında ortaya çıkan Kabartmalı Ortostat'taki gitar tasviri

İng orthostat 1. ayakta durma, 2. dikme, dikilitaş EYun orthostátēs ὀρθοστάτης za.a. § EYun orthós doğru, dik EYun stātós στατός zduran, durdurulmuş


05.01.2016
oruç

Sogd *rōçag oruç tutma (≈ OFa rōzag a.a. ) Sogd rōç gün

orun

<< ETü oron/orun 1. yer, makam, 2. taht

oryantal

Fr oriental doğuya ait, doğulu Fr orient doğu +al° Lat oriens a.a. Lat oriri (güneş) doğmak +ent°

oryantasyon

Fr orientation yönelme, yön belirleme, psikolojide kişinin yerini ve çevresini bilmesi Fr orienter [den.] 1. doğuya yönelmek [esk.], 2. yönelmek, yön belirlemek +()tion Fr orient doğu

osilasyon

Fr/İng oscillation dalgalanma, salınma Lat oscillare [den.] a.a. +()tion Lat oscillum [küç.] rüzgârda salınması için ağaç dallarına asılan uğur, salıncak