okey

oğul

<< ETü oġul yavru, çocuk

+oid

Fr +oïde İng +oid [bileşik adlarda] gibi, benzer, benzeyen EYun oeidḗs οειδής za.a. EYun eîdos εῖδος zşekil, görüntü, suret EYun eidō ειδω zgörmek

oje

Fr augée kapçık içinde tutulan şey, müstahzarat, tırnak cilası Fr auge kapçık, hokka << Lat alveus a.a.

ok

<< ETü ok ok

okazyon

Fr occasion fırsat, rastlantı, hadise Lat occāsio rastlantı Lat occidere üstüne veya önüne düşmek, rast gelmek +()tion Lat ob+ cadere, cas- düşmek

okey

[ Cumhuriyet - gazete, 1938]
Ben de: Okey [evet] diye cevab verdim. "54 taşla oynanan bir oyun, konken" [ Milliyet - gazete, 1963]
İstanbul hemşehriler cemiyeti dün Vilayete müracaat ederek 'Okey' tabir edilen oyunun

İng (Amer) OK evet, tamam İng ol korekt [all correct] her şey tamam

Not: Türkçedeki ikincil anlamı 1960'larda konken takımları imal eden bir firmanın adından alınmıştır. • İngilizce deyim, kasıtlı olarak yanlış imla ile yazılan birçok argo kısaltma ile birlikte, ilk kez 1839 yılında New York ve Boston'da moda olmuştur.

Benzer sözcükler: okey takımı, okeylemek


19.09.2014
okka

Ar uḳiyya(t) اوقيّة zSuriye bölgesine özgü bir tartı birimi, y. 320 gram Aram uḳiyyā/unḳiyyā אוקיא za.a. EYun oúnkia ούγκια zlibrenin onikide biri olan tartı birimi, y. 27 gram Lat uncia «onikilik», a.a.

oklava

<< TTü oklağu hamur açma aygıtı TTü okla- +gU

oklokrasi

Fr ochlocratie İng ochlocracy kalabalıkların iktidarı, mobokrasi EYun oχlokratía ὀχλοκρατία za.a. EYun óχlos ὄχλος zkalabalık, güruh

oklüzyon

Fr occlusion tıkanma, kapanma Lat occlusio Lat occludere tıkamak, kapatmak +()tion Lat ob+ claudere, claus- kapatmak

oksidantal

Fr occidental Batıya ait, Batılı OLat occidentalis a.a. Lat occidens batan (güneş), batı +al° Lat occidere düşmek, batmak, ölmek, telef olmak +ent° Lat ob+ cedere, cess- gitmek