okşa|mak

oklüzyon

Fr occlusion tıkanma, kapanma Lat occlusio Lat occludere tıkamak, kapatmak +()tion Lat ob+ claudere, claus- kapatmak

oksidantal

Fr occidental Batıya ait, Batılı OLat occidentalis a.a. Lat occidens batan (güneş), batı +al° Lat occidere düşmek, batmak, ölmek, telef olmak +ent° Lat ob+ cedere, cess- gitmek

oksijen

Fr oxygène «asit doğuran», asitlerin oluşumuna yol açan kimyasal madde (İlk kullanım: 1787 Antoine de Lavoisier, Fr. kimyacı.) § EYun oksýs, oksyd- οξύς, οξυδ- zsivri, keskin, ekşi, asit (<< HAvr *aḱ-su- HAvr *h₂eḱ- (*aḱ-) keskin, sivri, ekşi ) EYun genḗs γενής zdoğuran

oksimoron

Fr/İng oxymoron kendi içinde çelişkili ifade EYun oksýmōron ὀξύµωρον z«aptallığın uç noktası», retorikte bir yöntem § EYun oksýs ὀξύς zsivri, keskin, bir şeyin sivri ucu EYun mōron µώρον zaptal

oksit

Fr oxyde kimyada oksijen içeren bir bileşik Fr oxygène

okşa|mak

ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
men anı oχşadım [ben onu sevip okşadım]

<< ETü oχşa- 1. benzemek, 2. elle sevmek ETü *okuş beniz? yanak? +(g)A-

Benzer sözcükler: okşanmak, okşatmak


05.10.2017
okt(o)+

Fr/İng octo+ [bileşik adlarda] sekiz EYun októ οκτό za.a. Lat octo sekiz << HAvr *oḱtṓw a.a.

oktan

Fr/İng octane sekiz hidrojen atomu olan bir organik bileşik

oktav

Fr octave sekizli Lat octavus sekizinci Lat octo sekiz

oku|mak

<< ETü okı- çağırmak, seslenmek, (yazı) seslendirmek

okul

TTü oku- +Il