oğul

ofset

İng offset 1. (mimaride) duvarda girinti, çukur, niş, 2. baskı yüzeyindeki oyuklara mürekkep doldurma işlemine dayalı basım tekniği İng set off ayırmak, ayrı-koymak, vurgulamak § İng set koymak, oturtmak İng off ayrılma edatı (<< Ger *af a.a. << HAvr *h₂epó (*apó) a.a. )

oftalmoloji

Fr ophthalmologie göz hastalıkları uzmanlığı § EYun ophtalmós οφταλμός zgöz (EYun ops, opt- οψ, οπτ- za.a. << HAvr *okʷ-to- a.a. HAvr *h₃ekʷ- (*okʷ-) görmek ) EYun logeía λογεία z

ograten

Fr au gratin rendelenmiş peynirli Fr à+ gratin rendelenmiş Fr gratter kazımak, rendelemek

oğlak

<< ETü oġlak yavrucuk, özellikle keçi yavrusu ETü oġul yavru +Ak

oğlan

<< ETü oġlan [çoğ.] evlatlar, yavrular ETü oġul evlat +An2

oğul

ETü: [ Orhun Yazıtları, 735]
beglik oġluŋun kul kıldık, işilik kız oġluŋun küŋ kıldık [beylik oglunu kul kıldık, hanımlık kızını cariye kıldık] TTü: "... arı kovanı" [ Yadigâr-ı İbni Şerif, <1421?]
Kovan otı kim oğul otı dahi dérler TTü: [ Ahmed-i Daî, Divan, <1420]
tatma ol şeker dudaktan ger oğul balı ise / kim aŋa barmak banarlar her zamān helvāyīler

<< ETü oġul yavru, çocuk

Benzer sözcükler: eşşoğlu, oğul otu

Bu maddeye gönderenler: ayol, köpoğlu, oğlak, oğlan (kızoğlan kız, ulan), orostopollu


01.06.2015
+oid

Fr +oïde İng +oid [bileşik adlarda] gibi, benzer, benzeyen EYun oeidḗs οειδής za.a. EYun eîdos εῖδος zşekil, görüntü, suret EYun eidō ειδω zgörmek

oje

Fr augée kapçık içinde tutulan şey, müstahzarat, tırnak cilası Fr auge kapçık, hokka << Lat alveus a.a.

ok

<< ETü ok ok

okazyon

Fr occasion fırsat, rastlantı, hadise Lat occāsio rastlantı Lat occidere üstüne veya önüne düşmek, rast gelmek +()tion Lat ob+ cadere, cas- düşmek

okey

İng (Amer) OK evet, tamam İng ol korekt [all correct] her şey tamam