necef

nebülöz

Fr nébuleuse [fem.] bulutsu (isim) ≈ Fr nébuleux bulutlu (sıfat) << Lat nebulosus a.a. Lat nebula bulut +os° << HAvr *nébʰ-o-s a.a.

nebze

Ar nabḏa(t) نبذة z [#nbḏ faˁla(t) mr.] çok küçük ve önemsiz parça, ufaklık, kırıntı Ar nabaḏa نبذ zgereksiz bulup attı, ekarte etti

necaset

Ar nacāsa(t) نجاسة z [#ncs faˁāla(t) msd.] bulaşma, bulaşıklık, pislik Ar nacusa/nacisa نَجُِسَ zpis ve bulaşık idi

necat

Ar nacā(t) نجاة z [#ncw faˁla(t) msd.] kurtulma, selamet Ar nacā نجا zkurtuldu

neccar

Ar naccār نجّار z [#ncr faˁˁāl mesl.] marangoz, dülger Aram naggār נגר z [#ngr] marangoz, sanatkâr Akad naggāru a.a.

necef

[ Şemseddin Sami, Kamus-ı Türki, 1900]
necef: [Necef şehri] civarında çıkan bir cins billur.

öz Necef Kûfe yakınında Hz. Ali'nin mezarının bulunduğu tepe ve oradaki kent Ar nacaf نجف zkum tepesi, höyük


18.12.2014
necip

Ar nacīb نجيب z [#ncb faˁīl sf.] soylu, asil <? Ar nacaba نجب zağacın kabuğunu soydu

necis

Ar nacis نَجِس z [#ncs faˁil ] pis, murdar Ar nacisa نَجِسَ zpis idi

nedamet

Ar nadāma(t) ندامة z [#ndm faˁāla(t) msd.] pişman olma, pişmanlık Ar nadima ندم zpişman oldu

neden

<< TTü neden soru zarfı

nedime

Ar nadīm نديم z [#ndm faˁīl sf.] arkadaş, özellikle içki yoldaşı