namlu

namaste

Sans namastē «sana boyun eğiyorum», Hintçe selam sözü Sans namas नमस् zboyun eğerek saygı gösterme, temenna etme

namaz

Fa namāz نماز z1. saygı veya ibadet amacıyla yere kapanma, temenna, 2. İslami ibadet biçimi << OFa namaç/namāz a.a. ≈ Ave nəmah- temenna, ibadet

namdar

Fa nāmdār نامدار zisim sahibi, namlı

name

Fa nāma نامه zbirine hitaben yazılan yazı, mektup << OFa nāmag a.a. OFa nām isim +a

namert

Fa nā-mard نامرد zadam değil Fa nā+ mard مرد zadam

namlu

[ anon., Kitabü'l-İdrak Haşiyesi, <1402]
namli [ok temreni?] [ Meninski, Thesaurus, 1680]
nāmli: Lamina [kılıç ağzı] [ Hamit Zübeyr & İshak Refet, Anadilden Derlemeler, 1932]
lamlı (Kırşehir, Trabzon): tüfek demiri (...) lamlık (Kütahya, Malatya): sapsız bıçak.

Yun lámna/lamneîon λαμνί zkılıç veya bıçak ağzı, ok temreni Lat lamina a.a. +()tion

 lama1

Not: Nām "isim" sözcüğünden türetilmesi halk etimolojisidir. Nāmlu ناملو "isim sahibi" ve nāmli ناملى "bıçak ağzı" ayrımı 18. yy'a dek telaffuzda korunmuştur. • /l/ - /m/ - /n/ metatezi tipiktir. • Yunanca sözcük için DuCG sf. 1:785.


05.12.2015
namus

Ar nāmūs ناموس ztöre, yasa Aram nūmūs/nīmūs נומוס ztöre, yasa, din (Kaynak: Jastrow sf. 888, 905.)EYun nómos νόμος za.a. (Kaynak: LS sf. 1180.)

namütenahi

§ Fa نا zdeğil Ar nā+ mutanāhi متناهٍ z [#nhw mutafāˁil VI fa.] sona eren, sonlu (Ar nahā نها zsona erdi, vardı )

namzet

Fa nāmzad نامزد z1. sözlü, nişanlı, 2. bir göreve atanan kimse § Fa nām نام zad Fa zad زد zvuran, vurma

nan

Fa nān نان zekmek << OFa nān a.a.

nan(o)+

İng nano+ [bileşik adlarda] 1. bir birimin milyarda biri, 2. aşırı derecede küçük Lat nanus cüce