nahoş

nahak

Fa nā-ḥaḳḳ ناحقّ zhaksız

nahıl

Ar naχl نخل z [#nχl faˁl ] hurma ağacı

nahif

Ar naḥīf نحيف z [#nḥf faˁīl sf.] zayıf, çelimsiz Ar naḥufa نحف zzayıfladı, arık ve çelimsiz idi

nahiv

Ar naḥw نحو z [#nḥw faˁl msd.] 1. taraf, yön, usul, metod, 2. (Arapça dilbilgisinde) sözdizimi, sentaks Ar naḥā نحا zkastetti, yöneldi, yol gitti

nahiye

Ar nāḥiya(t) ناحيّة z [#nḥw fāˁila(t) fa. fem.] taraf, yöre Ar naḥā نحا‎ zyöneldi, bir yöne gitti

nahoş

[ Edib Ahmed, Atebet-ül Hakayık, <1250 (1444)]
walīkin içinde tümen nā-χoşı [velakin içinde onbinlerce nahoşu] [ Gülşehri, Mantıku't-Tayr, 1317]
şāhidüŋ raˁnā degül nā-χoşdurur

Fa nāχʷoş ناخوش zhoş olmayan

 na+, hoş


04.05.2015
naif

Fr naïf İng naive saf, sade, doğal << Lat nativus doğuştan, doğma büyüme, doğal Lat nasci doğmak +()tiv° << HAvr *ǵn̥h₁-sḱé- (*ǵnē-sḱé-) HAvr *ǵenh₁- (*ǵen-) doğurmak, üremek

nail

Ar nāˀil نائل z [#nyl fāˁil fa.] kazanan, elde eden Ar nāla نَالَ zkazandı, elde etti

naip

Ar nāˀib نائب z [#nwb fāˁil fa.] nöbetçi, birinin yerinde bekleyen, vekil Ar nāba ناب znöbet tuttu

nakarat

Ar naḳarāt نقرات z [#nḳr çoğ.] çalgı eşliği, perküsyon Ar naḳra(t) نَقْرة z [faˁla(t) t.] davul veya her türlü çalgı darbesi Ar naḳara نقر z1. çekiçle vurdu, deldi, 2. çalgı ve özellikle davul çaldı, parmak şıklattı +āt

nakavt

İng knock-out yumrukla bayıltmak § İng to knock vurmak, yumruk atmak (<< Ger *knuk- boğum, budak ) İng out dışarı