nadide

nacak

Fa nāçaχ/nacaχ ناچخ/نجخ zbalta, ucu çatallı mızrak

naçar

Fa nāçār ناچار zçaresiz Fa nā+ çār چار zçare

naçiz

Fa nāçīz ناچيز zhiçbir şey Fa nā+ çīz چيز zşey

nadan

Fa nādān نادان zcahil, bilmez Fa nā+ dān2 دان zbilen

nadas

Yun neatós νεατός ztarlanın yenilenmesi için bir süre boş bırakma, nadas EYun neáō νεάω zyenilemek, nadas bırakmak EYun néos νέος zyeni

nadide

"görmemiş" [ Meninski, Thesaurus, 1680]
bizüm pādişāhümüz nādīde ve nevresīde pādişāh degüldür [görmemiş, yeni yetme padişah değildir] "görülmemiş" [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
nādīde: Misilsiz, tuhaf.

Fa nādīde ناديده zgörmemiş, görmez Fa nā+ dīde ديده zgörmüş, gören, göz

 dide

Not: Esasen "görmemiş" anlamındayken, edilgen anlamda kullanımı ("görülmemiş") Türkçeye özgüdür.


14.11.2019
nadim

Ar nādim نادم z [#ndm fāˁil fa.] nedamet getiren, pişman Ar nadima ندم zpişman oldu

nadir

Ar nādir نادر z [#ndr fāˁil fa.] az bulunan Ar nadara نَدَرَ zender idi

nafaka

Ar nafaḳa(t) نَفَقَة z [#nfḳ faˁala(t) mr.] 1. gider, harcama, 2. İslam hukukunda eşin geçimine tahsis edilen varlık Ar nafaḳa نَفَقَ zçıktı, sarfetti, harcadı

nafi

Ar nāfiˁ نافع z [#nfˁ fāˁil fa.] yararlı Ar nafaˁa نَفَعَ zyaradı, yararlı oldu

nafile

Ar nāfila(t) نافلة z [#nfl fāˁila(t) fa. fem.] gerekenden fazlasını yapma, gereksiz şey Ar nafl نفل zfazladan yapılan şey