mertek

mersin1

Yun myrsíni μυρσίνι zAkdeniz bölgesine özgü bir bitki, myrtus communis << EYun múrsinos/mýrsinē μύρσινος zmersin tanesi EYun múrtos μύρτον zmersin bitkisi

mersin2

≈? Yun smírina σμύρινα z1. yılan balığı, 2. mersin balığı (acipenser sturio), özellikle havyar mersini << EYun múraina/smúraina μύραινα/σμύραινα zyılan balığı (Kaynak: Chant sf. 722.)

mersiye

Ar marṯiya(t) مرثية z [#rs̠w mafˁila(t) msd.] ölen bir kişiye methiye, ağıt Ar raṯā رثا zağladı, ağıt düzdü

mert

Fa/OFa mard مَرد zadam, insan, erkek << EFa martiya- ölümlü varlık, insan (≈ Sans mārtyá मार्त्य za.a. ) HAvr *mer- ölmek

mertebe

Ar martaba(t) مرتبة z [#rtb mafˁala(t) iz/m.] basamak, paye, binek taşı, (mec.) rütbe Ar rataba رتب zdik durdu, dikeldi

mertek

ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
merdek [[ayı yavrusu. Bazı Türkler 'toŋuz merdeki' "domuz yavrusu" ifadesini de kullanır.]] KTü: [ Ebu Hayyan, Kitabu'l-İdrak, 1312]
mertek [[çatı ağacı]]

Fa mardak مردك z [küç.] adamcık, hayvan yavrusu Fa mard مرد zadam +ak2

 mert

Not: Anlam evrimi için karş. Fr pouterelle "hayvan yavrusu" > "mertek, putrel".


30.06.2019
mesabe

Ar maṯāba(t) مثابة z [#s̠wb mafˁala(t) iz/m.] dönülen yer, referans noktası, menzil Ar ṯāba ثاب zdöndü, geri geldi

mesafe

Ar masāfa(t) مسافة z [#swf mafˁala(t) iz/m.] uzaklık, yolculuk menzili Ar sāfa ساف zkokladı

mesağ

Ar masāġ مساغ z [#swġ mafˁal msd.] kolaylık, açık kapı, izin Ar sāġa ساغ z(lokma) yutması kolay idi, kabul edilebilir idi, izinli idi

mesaha

Ar masāḥa(t) مساحة z [#swḥ mafˁala(t) msd.] arazi ölçümü, geometri Ar sāḥa(t) ساحة zsaha, alan

mesai

Ar masāˁī مساعى z [#sˁy mafāˁil çoğ.] emekler, gayretler, çalışmalar Ar masˁāˀa(t) مسعاة z [t.] emek, gayret Ar saˁā emekledi