mengene

menfa

Ar manfā منفا z [#nfw mafˁal iz/m.] sürgün yeri Ar nafā نفى zdışladı, sürgün etti

menfaat

Ar manfaˁa(t) منفعة z [#nfˁ mafˁala(t) iz/m.] fayda, çıkar Ar nafaˁa نَفَعَ zyararlı idi

menfez

Ar manfaḏ منفذ z [#nfḏ mafˁal iz/m.] girinti, oyuk Ar nafaḏa نفذ zgirdi, nüfuz etti

menfi

Ar manfī منف z [#nfw mafˁil mef.] 1. dışlanan, sürgün edilen, 2. gramerde olumsuz Ar nafā نفا zdışladı, sürgün etti

menfur

Ar manfūr منفور z [#nfr mafˁūl mef.] nefret edilen, kaçınılan, iğrenilen Ar nafara نَفَرَ zkaçındı, nefret etti

mengene

[ Hinduşah b. Sançar, Sıhahu'l-Acem, 1469]
çur-χoşt [Fa.]: mengene [ Lugat-i Halimi, 1477]
çur-χoşt [Fa.]: Ol āletdür ki anuŋ-ıla üzüm sıkarlar, mengene dérler,

Yun mángano μάγγανο zmakaranın çevirme kolu, mancınık << EYun mánganon μάγγανον zmakaralı düzenek


27.01.2018
menhir

Fr menhir Fransa'da neolitik çağa ait dikilitaş, megalit § Bret men taş Bret hir uzun Bret menhir uzun taş

menhus

Ar manḥūs منحوس z [#nḥs mafˁūl mef.] uğursuz Ar naḥasa نحس zuğursuzluk getirdi

meni

Ar manī مَنِىّ z [#mny faˁīl ] semen, sperm

meniskus

YLat meniscus 1. hilal şeklinde nesne, bir yüzü içbükey öbür yüzü dışbükey olan mercek, 2. diz ekleminde bulunan hilal şeklinde kıkırdak doku EYun mḗniskos μήνισκος z [küç.] aycık, hilal EYun mḗn μήν zay +isk° << HAvr *mḗh₁n̥s (*mḗn̥s) a.a. HAvr *meh₁- (*mē-)

menkıbe

Ar manāḳib مَنَاقِب z [#nḳb mafāˁil çoğ.] 1. yollar, geçitler, 2. bir kimsenin erdem ve kahramanlıklarını anlatan hikâye, epos Ar manḳaba(t) مَنْقَبة z [mafˁala(t) t.] dar yol, dağ geçidi Ar naḳaba نَقَبَ zdeldi, delip geçti, yol aştı, dağ aştı