lerze

lens

İng contact lens göze temas eden mercek İng lens mercek (İlk kullanım: 1691 Isaac Newton, Optics.) Lat lens, lent- mercimek

lento

Fr linteau kapı ve pencere üstündeki yatay atkı << Lat limitaris a.a. Lat limen, limit- alt veya üst eşik

leopar

Fr léopard kedigillerden bir vahşi hayvan, panthera pardus Lat leopardus a.a. EYun leópardos λεόπαρδος za.a. § EYun léōn λέων zaslan (≈ Aram laviyā לַבׅיא za.a. ) EYun párdos πάρδος zpars

lepiska

TTü Lipiska Leipzig, Almanya'da bir kent Slav Lipsko a.a.

lepra

Lat lepra cüzzam EYun leprós λεπρός zkabuklu, pullu EYun lépos, lepor- λέπος, λεπορ- zbalık pulu << HAvr *lep- deri soymak

lerze

[ Hayalî, Ravzatü'l-envâr, 1449]
serāsime oluban aklı şaşdı / tenine korkusından lerze düşdi [ Hoca Sa'deddin Ef., Tacü't-Tevârih, 1574]
destü pālerine lerze ve zebānlerine hedeyân-ı herze ˁārıż oldu [el ve ayaklarına titreme ve dillerine anlamsız sözlerin hezeyanı geldi]

Fa larze لرزه ztitreme, sarsılma Fa larzan, larzīdan لرز ztitremek +a

Not: Aynı kökten lerzān "titreyen, titrek" Türkçede kadın adı olarak kullanılır.

Benzer sözcükler: lerzan, lerziş


14.11.2019
lesitin

Fr lécithine yumurta sarısında ve sinir dokusunda bulunan organik madde (İlk kullanım: 1850 N. T. Gobley, Fr. kimyacı) EYun lékithos yumurta sarısı +in°

leş

Fa lāş/lāşe لاش zceset

leşker

Fa/OFa laşkar لشكر zordu, asker

letafet

Ar laṭāfa(t) لطافة z [#lṭf faˁāla(t) msd.] güzel olma, zarafet Ar laṭafa لطف zcömertlik etti, lütfetti

letarji

Fr léthargie uyuşukluk EYun lēthargía ληθαργία zher şeyi unutarak yatma § EYun lḗthē λήθη zunutuş EYun argeía αργεία ztembellik, çalışmama EYun argós αργός ztembel, çalışmaz +ia EYun a(n)+ érgon έργον ziş, çalışma