langır

lamel

Fr lamelle ince tabaka, levhacık Lat lamella [küç.] Lat lama +ell°

laminat

İng laminate ince bir tabakayla kaplanmış şey Lat laminatus [pp.] a.a. Lat laminare tabakalamak +()t°

lança

Fa lagançe لگنچه z [küç.] küçük leğen, çanak Fa lagan +ça3

lando

Fr landau iki yanda körükleri olan dört kişilik at arabası öz Landau Almanya'da bir kent

lanet

Ar laˁna(t) لعنة z [#lˁn faˁla(t) msd.] beddua, ilenme Ar laˁana لعن zlanetledi

langır

TTü: [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
langır lungur: Köylü lakırdısı, dangalak lisanı.

onom çalkama sesi, kaba konuşma sesi onom lakır

 lak2

Not: /n/ arasesi rezonans ve kabalık ifade eder.

Benzer sözcükler: lambur lumbur, langır lungur


10.12.2015
langırt

onom langır içi boş kutu veya teneke sesi +t

langust

Fr langouste istakoza benzer deniz kabuklusu << OLat *lacusta 1. çekirge, 2. deniz çekirgesi, langust ≈ Lat locusta çekirge

lanolin

Fr lanoline Alm Lanolin yünden elde edilen bir yağ (İlk kullanım: Oscar Liebreich, Alm. kimyacı (1838-1908).) § Lat lana yün (ALat *wlana << HAvr *h₂wĺ̥h₁-neh₂ (*awlḗ-nā) yün ) Lat oleum yağ +in°

lanse

Fr lancer mızrakla hücum etmek, atmak, fırlatmak, başlatmak << OLat lanceare [den.] mızrak atmak, süvari akın etmek Lat lancea mızrak

lantan

Fr lanthane Alm Lanthan nadir metallerden bir element (İlk kullanım: 1839 Carl Gustav Mosander, İsv. kimyacı (1797-1858).) EYun lanthánō, lath- λανθάνω, λαθ- zgözden ırak olmak, gizlenmek << HAvr *lh₂-n-dʰ- (*la-n-dʰ-) saklı olmak