lagar

laedri

Ar lā ˀadrīya(t) لا أدريّة z«bilmemciler», kuşkuculuk, skeptizm § Ar لا zdeğil Ar adrī أدرى z [#dry] bilirim, biliyorum

laf

Fa lāf لاف zsöz, özellikle anlamsız söz

lafazan

Fa lāf-zan لافزن zlaf çalan, laf döven

lafız

Ar lafẓ لفظ z [#lfẓ faˁl msd.] ağızdan çıkan anlamlı ses, söz Ar lafaẓa لفظ zartiküle etti, telaffuz etti

laga luga

Ar laġā luġā لغا لُغا z [#lġw] «söyledi söylendi», lakırdı, dedikodu

lagar

[ anon., Ferec ba'd eş-şidde, <1451]
müslim ü kāfirüŋ, ferbih ü lāġāruŋ [canlı ile zayıfın] meṣālihin görürsin [ Evliya Çelebi, Seyahatname, <1683]
sen bu esb-i lāġārı [bu yorgun atı] ne sanırsın?

Fa lāġar لاغر zyorgun, zayıf


10.09.2017
lagün

Fr lagune deniz kıyısında kum birikmesiyle oluşan göl Ven laguna [küç.] gölcük, Venedik körfezi Lat lacus göl << HAvr *lóku-s a.a.

lağım

Ar laġam/laġm لغم zyer altı kanalı, tünel EYun laχōma λαχώμα zkazı, hendek, tünel EYun laχaínō λαχαίνω zkazmak +ma(t)

lağv

Ar laġw لغو z [#lġw faˁl msd.] 1. boş konuşma, beyhude şey, 2. geçersiz ve yok hükmünde olma, 3. dilbilgisi açısından geçersiz söz Ar laġā لغا zboş söz söyledi, lakırdı etti, boş konuştu ≈ Ar luġa(t) لغة zsöz, lakırdı

lahana

Yun láχano λάχανο zkelem, lahana << EYun láχanon λάχανον z [dev.] her türlü sebze EYun laχaínō λαχαίνω zkazmak, toprağı sürmek

lahavle

Ar lā ḥawla wa lā ḳuwwata illā billāh لا حول و لا قوّت لّاالله z«Allah'tan başka güç ve kuvvet yoktur», sabır duası § Ar لا zdeğil, yok Ar ḥawl حول zgüç, kuvvet, hal