kuytu

kuvöz

Fr couveuse 1. folluk, kuluçka yeri, 2. yeni doğan korunağı Fr couver kuluçkaya yatmak +os° << Lat cubare a.a.

kuvve

Ar ḳuwwa(t) قوّة z [#ḳwy fuˁla(t) msd.] güç, kuvvet

kuvvet

Ar ḳuwwa(t) قوّة z [#ḳwy fuˁla(t) mr.] güç Ar ḳawiya قوى zgüçlü idi, güçlendi

kuymak

≈ ETü kuyma 1. dökme metal, 2. dökme ekmek, lavaş ≈ Moğ qoymag katmer, gözleme

kuyruk

<< ETü kudruk kuyruk ≈ Moğ qudurga(n) 1. atın kuyruğundan geçen eğer kayışı, kuskun, 2. atın sağrısı

kuytu

"çukur, güneş görmeyen yer" [ anon., Kitabü'l-İdrak Haşiyesi, <1402]
koytu/kuytu [koy, çukur], koytu/kuytu yayın [abdesthane] TTü: [ Asım Ef., Burhan-ı Katı terc., 1797]
nesā [Fa.]: Ol mevziˁdir ki aslā güneş dokunmaya, yāhud pek az dokuna, Türkīde kuzey ve koytu/kuytu قويتو taˁbīr olunur. TTü: [ Şemseddin Sami, Kamus-ı Türki, 1900]
koytu: İçten içe olan, bir koy teşkil eden, mahfuz ve karanlıkça.

Moğ qoitu art, gün görmeyen taraf, kuzey Moğ qoi- arka, art, geri

Not: TTü kuz sözcüğünün Moğolca eşdeğeridir.

Benzer sözcükler: koytak, koytan


11.05.2020
kuyu

<< ETü kuduġ kuyu ≈ Moğ qudug/quddug a.a.

kuyum

ETü kuy- dökmek +Im << ETü *kud- ≈? ETü kod- koymak, bırakmak

kuyut

Ar ḳuyūd قيود z [#ḳyd fuˁūl çoğ.] koşullar, bağlar Ar ḳayd قيد z [t.]

kuz

<< ETü kūz güneşsiz yer, gölge

kuzen

Fr cousin amca, hala, dayı veya teyze oğlu << Lat consobrinus hala veya teyze oğlu Lat con+ sobrinus kızkardeşin ailesi, kızkardeş çocuğu << HAvr *swésr̥-iHno-s (*swésr̥-īno-s) HAvr *swésōr kızkardeş