kutup

kutla|mak

TTü kut +lA-

kutsa|mak

ETü kut bereket, talih +sA-

kutsal

YTü kut +sAl

kutsi

Ar ḳudsī قُدْسِى z [nsb.] kutsal, aziz Ar ḳuds [#ḳds] kutsallık

kutu

Yun kutí(on) κουτίον zküçük sandık, kutu << EYun kibōtion κιβωτίον z [küç.] a.a. EYun kibōtós κιβωτός zsandık +ion

kutup

[ Aşık Paşa, Garib-name, 1330]
bu degirmen igine ḳutb eydürüz [eksen deriz] [ Hayalî, Ravzatü'l-envâr, 1449]
Budur ˁilm ü ˁamelde ḳuṭb-ı eflāk [teoride ve pratikte feleğin ekseni budur] YO: "... yer küresinin dönüş ekseninin iki ucu" [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
ḳutb-ı cenubi, ḳutb-ı şimali

Ar ḳuṭb قطب z [#ḳṭb fuˁl ] 1. eksen, aks, 2. tasavvufta en yüksek mertebeye erişmiş kişi Ar ḳaṭaba قطب z1. kaşlarını çattı, 2. bir noktaya topladı, konsantre etti

Not: Yeni Osmanlıca kullanımı Fr pole < EYun pólos "eksen" çevirisidir.

Benzer sözcükler: kutup denizi, kutup yıldızı, kutuplaşmak, kutupsal


15.07.2015
kutur

Ar ḳuṭr قطر z [#ḳṭr fuˁl ] 1. halka, daire, top, 2. halkanın eni, çap, 3. bölge, idari birim ≈ İbr ḳāṭar קטר z1. halka, çember, taç, 2. halkalanmak, duman tütmek

kuva

Ar ḳuwā قوا z [#ḳwy fuˁal çoğ.] kuvvetler Ar ḳuwwa(t) قوّة z [t.]

kuvars

Fr/İng quartz bir silisyum kristali Alm Quarz a.a. ~? Slav kvardy sert

kuver

Fr couvert örtü, özellikle sofra örtüsü, sofra takımı Fr couvrir örtmek << Lat cooperire a.a.

kuvöz

Fr couveuse 1. folluk, kuluçka yeri, 2. yeni doğan korunağı Fr couver kuluçkaya yatmak +os° << Lat cubare a.a.