kutu

kut

<< ETü kut bereket, baht, mutluluk

kutla|mak

TTü kut +lA-

kutsa|mak

ETü kut bereket, talih +sA-

kutsal

YTü kut +sAl

kutsi

Ar ḳudsī قُدْسِى z [nsb.] kutsal, aziz Ar ḳuds [#ḳds] kutsallık

kutu

[ Hızır Paşa, Müntehab-ı Şifa, <1400]
ol tepsi içine dökeler, sovuyıcak keseler, kutıya/kutiye koyalar [ Meninski, Thesaurus, 1680]
kutu seu potiùs [daha sıklıkla] kutı, kutıcık

Yun koutí(on) κουτίον zküçük sandık, kutu << EYun kibōtion κιβωτίον z [küç.] a.a. EYun kibōtós κιβωτός zsandık +ion

 sit(o)+

Not: LevyFr 99 Eski Yunanca sözcüğü Aram ḳubbtā "kubbe, hücre" ile ilişkilendirir.

Benzer sözcükler: kutu kutu, kutulamak


05.02.2018
kutup

Ar ḳuṭb قطب z [#ḳṭb fuˁl ] 1. eksen, aks, 2. tasavvufta en yüksek mertebeye erişmiş kişi Ar ḳaṭaba قطب z1. kaşlarını çattı, 2. bir noktaya topladı, konsantre etti

kutur

Ar ḳuṭr قطر z [#ḳṭr fuˁl ] 1. halka, daire, top, 2. halkanın eni, çap, 3. bölge, idari birim ≈ İbr ḳāṭar קטר z1. halka, çember, taç, 2. halkalanmak, duman tütmek

kuva

Ar ḳuwā قوا z [#ḳwy fuˁal çoğ.] kuvvetler Ar ḳuwwa(t) قوّة z [t.]

kuvars

Fr/İng quartz bir silisyum kristali Alm Quarz a.a. ~? Slav kvardy sert

kuver

Fr couvert örtü, özellikle sofra örtüsü, sofra takımı Fr couvrir örtmek << Lat cooperire a.a.