kurye

kurum3

TTü kur- +Im

kurun

Ar ḳurūn قرون z [#ḳrn fuˁūl çoğ.] boynuzlar, çağlar Ar ḳarn [t.] 1. boynuz, çift, 2. yaşıt, çağdaş

kuruntu

TTü kurun- aklında kurmak TTü kur- +(In)tI

kuruş

Alm Grosch bir altın solidus'a (ve 12 gümüş denarius'a) eşdeğer olan kalın gümüş sikke, thaler OLat denarius grossus «kalın dinar»

kurut

<< ETü kurut süt pıhtısı <? ETü kurı- kurumak +Ut

kurye

[ Takvim-i Vekayi - gazete, 1832]
Londra şehrine tesbil olunacak kuriyeri [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
kuriyer: Çapar, tatar.

İt corriere Fr courrier koşucu, ulak, posta tatarı << OLat *curritor koşucu Lat currere koşmak +()tor

 kur1


12.02.2019
kus|mak

<< ETü kus- dökmek, istifra etmek << ETü *kud- dökmek

kuskun

<< ETü kuduzġun kuyruk altı kayışı <? ETü *kuduz dökme? kuyruk? +gIn

kuskus

Ar ḳuṣḳūṣ قصقوص z [#ḳṣ q.] kırpık hamurdan yapılan yemek onom ḳaṣḳaṣa قصقص zkırptı

kusmuk

ETü kus- +mUk

kusur

Ar ḳuṣūr قُصُور z [#ḳṣr fuˁūl msd.] eksiklik Ar ḳaṣara قَصَرَ zkıstı, kısalttı, yetersiz kaldı, eksik idi