kulunç

kullan|mak

ETü kul hizmetçi, köle +lAn-

kullukçu

TTü kulluk köle, hizmetkâr +çI

kulp

Ar ḳulb قُلْب z [#ḳlb fuˁl ] halka, bilezik Ar ḳalaba قَلَبَ zdöndürdü, çevirdi, eğirdi

kuluçka

≈ Sırp kloçka tavuğun yumurta üstüne yatması ≈ Bul kvaçka a.a.

kulun

<< ETü kulun at yavrusu

kulunç

kulunc "bağırsak sancısı" [ Yadigâr-ı İbni Şerif, <1421?]
bazı kulunc gibi ve dahi niçe illetler cindendir [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
ḳulunc: Yun. bağırsak ağrısı ... kulunc otu: havlican. [ Şemseddin Sami, Kamus-ı Türki, 1900]
kulunc: Yun. κωλικός. 1. Şiddetli bağırsak ağrısı. 2. Vaktiyle resye yani romatizma ve vecˁa-i mefasıl [artrit] illetine de bu nam verilirdi. [ TDK, Türkçe Sözlük, 1. Baskı, 1945]
kulunç: Şiddetli ağrı ve özellikle kalın barsak ağrısı. "... her türlü spazm" [ Milliyet - gazete, 1971]
Ayağıma fena kulunç girdi, diye topallayarak onları takip etti. "... sırt spazmı" [ Ekşi Sözlük, 2003]
kulunç: kürek kemiklerinin hemen altındaki kasların tutulması/kasılması sonucu oluşan ve insana sanki adeleleri düğümlenmiş gibi bir acı veren şey.

≈ Ar ḳūlanc/ḳūlinc قولنج z [#ḳlnc q.] özellikle bağırsakta ani ve şiddetli sancı, kolik Yun *kōlingós κωλιγκός z << EYun kōlikós κωλικός za.a. (Kaynak: LS sf. 1016: Dsc 2:54, Gal 8:40)EYun kṓlon κώλον zkalın bağırsak

 kolon2

Not: Halen "sırtta kas spazmı" anlamı daha yaygındır.

Benzer sözcükler: kulunç otu


14.11.2019
kulübe

Fa kulba/kurbe كلبه/كربه zküçük oda, hücre, dükkân EYun kalýbē καλύβη z [pp.] a.a. EYun kalyptō, kalyb- καλύπτω zörtmek, saklamak <? HAvr *ḱel- saklamak

kulüp

İng club 1. kalın sopa, topuz, 2. belli bir yerde toplanan zümre, toplantı, dernek, klik << Nor klubba topak, topuz << Ger *klumb-

kulvar

Fr couloir dere yatağı, mecra, koşu yolu Fr couler akmak +(t)orium

kum

<< ETü kum a.a.

kuma

<< OTü kuma cariye, erkeğin ikinci karısı ≈ ETü küni/küŋ a.a. OFa knīg/kanīg kız