kulun

kulis

Fr coulisse asansör boşluğu, tiyatroda dekorun hızla indirilmesini sağlayan şaft, tiyatroda perde arkası Fr coulis akışkan, akıntı Fr couler akmak << Lat colare [den.] (bir delikten) akmak, elekten geçmek Lat colum elek

kullan|mak

ETü kul hizmetçi, köle +lAn-

kullukçu

TTü kulluk köle, hizmetkâr +çI

kulp

Ar ḳulb قُلْب z [#ḳlb fuˁl ] halka, bilezik Ar ḳalaba قَلَبَ zdöndürdü, çevirdi, eğirdi

kuluçka

Bul kloçka клочка ztavuğun yumurtaya yatması (Kaynak: Berneker Slav. Etym. W. I.521)onom

kulun

ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
ḳulun [[tay] (...) ḳulān [[yaban eşeği]]

<< ETü kulun at yavrusu

Benzer sözcükler: kulunlamak


24.03.2015
kulunç

≈ Ar ḳūlanc/ḳūlinc قولنج z [#ḳlnc q.] özellikle bağırsakta ani ve şiddetli sancı, kolik Yun *kōlingós κωλιγκός z << EYun kōlikós κωλικός za.a. (Kaynak: LS sf. 1016: Dsc 2:54, Gal 8:40)EYun kṓlon κώλον zkalın bağırsak

kulübe

Fa kulba/kurbe كلبه/كربه zküçük oda, hücre, dükkân EYun kalýbē καλύβη z [pp.] a.a. EYun kalyptō, kalyb- καλύπτω zörtmek, saklamak

kulüp

İng club 1. kalın sopa, topuz, 2. belli bir yerde toplanan zümre, toplantı, dernek, klik << Nor klubba topak, topuz << Ger *klumb-

kulvar

Fr couloir dere yatağı, mecra, koşu yolu Fr couler akmak +(t)orium

kum

<< ETü kum a.a.