kulp

kulampara

Fa ġulām-bāre هغلامباره zoğlan düşkünü, oğlancı § Fa ġulām غلام zoğlan, uşak Fa +bāre باره zdüşkün, tutkun

kule

Ar ḳulla(t) قلّة z [#ḳll fuˁla(t) mr.] zirve, doruk Ar ḳalla قلّ zyükseltti, kaldırdı

kulis

Fr coulisse asansör boşluğu, tiyatroda dekorun hızla indirilmesini sağlayan şaft, tiyatroda perde arkası Fr coulis akışkan, akıntı Fr couler akmak << Lat colare [den.] (bir delikten) akmak, elekten geçmek Lat colum elek

kullan|mak

ETü kul hizmetçi, köle +lAn-

kullukçu

TTü kulluk köle, hizmetkâr +çI

kulp

[ Dede Korkut Kitabı, <1400?]
Mere kavat oğlu kavat, men aşağa ḳulba yapışuram, sen yukaru ḳulba yapışursuŋ. [ Lugat-i Halimi, 1477]
deste [Fa.]: tulumuŋ bacağı ve çuvaluŋ kulpı ve gūşesi ki yapışurlar.

Ar ḳulb قُلْب z [#ḳlb fuˁl ] halka, bilezik Ar ḳalaba قَلَبَ zdöndürdü, çevirdi, eğirdi

 kalp2


18.09.2017
kuluçka

≈ Sırp kloçka tavuğun yumurta üstüne yatması ≈ Bul kvaçka a.a.

kulun

<< ETü kulun at yavrusu

kulunç

≈ Ar ḳūlanc/ḳūlinc قولنج z [#ḳlnc q.] özellikle bağırsakta ani ve şiddetli sancı, kolik Yun *kōlingós κωλιγκός z << EYun kōlikós κωλικός za.a. (Kaynak: LS sf. 1016: Dsc 2:54, Gal 8:40)EYun kṓlon κώλον zkalın bağırsak

kulübe

Fa kulba/kurbe كلبه/كربه zküçük oda, hücre, dükkân EYun kalýbē καλύβη z [pp.] a.a. EYun kalyptō, kalyb- καλύπτω zörtmek, saklamak <? HAvr *ḱel- saklamak

kulüp

İng club 1. kalın sopa, topuz, 2. belli bir yerde toplanan zümre, toplantı, dernek, klik << Nor klubba topak, topuz << Ger *klumb-