kule

kul

<< ETü kul köle, hizmetçi

kula

<< ETü kula sarıya çalan at rengi ≈ Moğ qula a.a.

kulaç

<< ETü kulaç kol açımı mesafesi <<? ETü kol aç

kulak

<< ETü kulkak/kulġak kulak, işitme organı

kulampara

Fa ġulām-bāre هغلامباره zoğlan düşkünü, oğlancı § Ar ġulām غلام zoğlan, uşak Fa +bāre باره zdüşkün, tutkun

kule

"zirve, doruk" [ Danişmend-Name, 1360]
güneş Kaf kullesinden baş gösterdi, ˁālem münevver oldı [ Meninski, Thesaurus, 1680]
ḳulle: Vertex montis [dağ zirvesi] & usit. turris [ve kullanımda, kule]. çan kullesi.

Ar ḳulla(t) قلّة z [#ḳll fuˁla(t) mr.] zirve, doruk Ar ḳalla قلّ zyükseltti, kaldırdı

Benzer sözcükler: saat kulesi

Bu maddeye gönderenler: külah


09.09.2017
kulis

Fr coulisse asansör boşluğu, tiyatroda dekorun hızla indirilmesini sağlayan şaft, tiyatroda perde arkası Fr coulis akışkan, akıntı Fr couler akmak << Lat colare [den.] (bir delikten) akmak, elekten geçmek Lat colum elek

kullan|mak

ETü kul hizmetçi, köle +lAn-

kullukçu

TTü kulluk köle, hizmetkâr +çI

kulp

Ar ḳulb قُلْب z [#ḳlb fuˁl ] halka, bilezik Ar ḳalaba قَلَبَ zdöndürdü, çevirdi, eğirdi

kuluçka

≈ Sırp kloçka tavuğun yumurta üstüne yatması ≈ Bul kvaçka a.a.