kudüm

kucak

TTü kuç kucak +Ak ≈ ETü kuç- kucaklamak, sevişmek

kuçu kuçu

çoc

kudret

Ar ḳudra(t) قُدرة z [#ḳdr fuˁla(t) mr.] güç, iktidar Ar ḳadara قَدَرَ zölçüştü, güçü yetti

kudur|mak

<< ETü kutur- delirmek (<< ETü *kuturi- ) ETü kutuz deli +I-

kuduz

<< ETü kutuz deli ≈ ETü kut baht, tanrısal rahmet

kudüm

"önde giden" [ Meninski, Thesaurus, 1680]
ḳudm: Praecedere & ḳudum: Strenuus, qui aliis praeit. "... derviş davulu" [ Evliya Çelebi, Seyahatname, <1683]
cihāz-ı faḳrdan [dervişlik alametlerinden] çerağ ve ˁalem ve def u ḳudümler قدم ve post ve χırḳa ve seccādeler [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
kudüm قدم: Madenî dümbelek.

Ar ḳudm قُدْم z [#ḳdm fuˁl msd.] önden gitme, öncelik Ar ḳudum قُدُم z [fuˁul ] önde giden Ar ḳadama قَدَمَ zönden gitti

 kadim

Not: Belki "protokol davulu" anlamında.

Benzer sözcükler: kudümzen


13.05.2015
kudüs

Ar ḳuds قُدْس z [#ḳds] 1. kutsallık, kudsiyet, 2. kutsanmış şey veya yer, harim (Ar ḳadusa قَدُسَ zkutsal idi, kutsandı ) Aram ḳədūşā קְדוּשָׁא zkutsallık, arınma, kutsal yer, harim ≈ Akad ḳadāşu ritüel arınma (İlk kullanım: ‎)

kûfi

Ar kūfī كوفى z [nsb.] Kûfe'ye özgü, bir hat uslubu öz Kūfa ͭ كوفة zIrak'ta bir kent, Kûfe

kuğu

<< ETü kuġu kuş a.a.

kuka1

Yun kukía κουκία z [çoğ.] Yun kúkion κουκίον z [küç.] bakla tanesi EYun kókkos κόκκος ztane, çekirdek, çam fıstığı, nar tanesi +ion

kuka2

Port coco hindistan cevizi << Lat coccus çekirdek, çam fıstığı EYun kókkos κόκκος za.a.