koyun1

kovuştur|mak

TTü kov- +IştIr-

koy

<< ETü koy/koyn 1. kucak, 2. çukur, vadi << ETü koñ a.a.

koy|mak

<< ETü kōd- koymak, bırakmak

koyak

TTü koy çukur, vadi +Ak

koyu

<< ETü koyuġ yoğun <? ETü *koy- koymak, bırakmak +I(g)

koyun1

ETü: [ Orhun Yazıtları, 735]
kagan süsi böri teg ermiş, yagısı koñ teg ermiş [kağan ordusu kurt gibi idi, düşman koyun gibi idi] ETü: koy [ Uygurca İyi ve Kötü Prens Öyküsü, <1000]
yunt ud çokar, koy lağzın ulatı tıŋlığlarığ ölürür [at ve öküz keser, koyun domuz ve benzeri canlıları öldürür]

<< ETü koñ koyun

Not: ETü ñ /ny/ sesi geç ETü /y/, TTü /yn/ biçimini almıştır. • Erm χoy խոյ ve oçχar ոչխար "koyun" biçimleri, bir Türk diliyle 5. yy veya daha öncesine dayalı bir kültürel alışverişe işaret eder.


10.12.2015
koyun2

<< ETü koñ 1. çukur yer, vadi, 2. kucak

koyun3

ETü kodı aşağı +(I)n ETü kod- koymak, bırakmak

koz

Fa gawz/gōz گوز zceviz HAvr *knew-k- ceviz

koza

Fa ġōza/ġōzak غوزه/غوزك zpamuk kozası, ipek böceği kozası Sans kóśa कोश zmeyve veya ceviz kabuğu, pamuk kozası Sans kuś- kucaklamak, içine almak

kozalak

TTü kozak pamuk kozası, çam veya meşe kozalağı +AlAk Fa ġōza/ġōzak غوزه zpamuk kozası