kolla|mak

koli1

Fr colis paketlenmiş mal veya eşya İt colli [çoğ.] İt collo 1. boyun, 2. hamal boyunduruğu ile taşınan yük Lat collum boyun << HAvr *kʷol-so-m a.a. HAvr *kʷel-¹ dönmek

koli2

YLat escherichia coli kalın bağırsakta yaşayan bir bakteri EYun kṓlon κώλον zkalın bağırsak

kolibri

Fr colibri arıkuşu Karib

kolik

Fr colique İng colic bağırsak sancısı EYun kōlikós κωλικός zbağırsağa ilişkin, a.a. (Kaynak: LS sf. 1016: Dsc 2:54, Gal 8:40)EYun kṓlon κώλον zbağırsak +ik°

kolit

Fr colite kalın bağırsak enfeksiyonu Fr colon kalın bağırsak +itis

kolla|mak

[ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
kollamak: Uğrayıp araştırmak, yoklamak, hatır ihsan eylemek, himaye. Sıra kollamak: ittihaz-ı fursat.

TTü kol +lA-

 kol

Not: Anlam evrimi için karş. Fa yārī, yārīdan "yardım ve himaye etmek" < yār "kol".

Benzer sözcükler: kollanmak


13.07.2015
kollaps

Fr/İng collapse çökme, içe göçme Lat collapsus [pp.] Lat collab çökmek +()t° Lat con+ labi, laps- kaymak, düşmek

kolluk

TTü kol

kolofon1

Fr colophone terebentinden elde edilen bir tür reçine Lat colophonia resina Kolofon kentine özgü reçine öz Kolophōn İyonya'da bir kent EYun kolophōn κολοϕών zzirve, doruk

kolofon2

İng colophon kitabın yazım veya basım bilgilerinin bulunduğu son sayfa Lat colophon a.a. EYun kolophōn κολοϕών z1. dağ zirvesi, doruk, taç, 2. kitabın sonunda müstensih adının verildiği 'taç sayfası' HAvr *kolH-bʰ- (*kol-bʰ-) (Kaynak: Frisk sf. 1:904.)HAvr *kelH- (*kel-) yükselmek, çıkmak

koloit

Fr colloïde tutkal kıvamında Fr colle tutkal