kiraz

kiosk

İng kiosk 1. geniş saçaklı yazlık yapı, kameriye, 2. şehirlerde gazete satışı veya büfe olarak kullanılan saçaklı küçük yapı (Fr kiosque a.a. ) TTü köşk

kip

ETü kīp kalıp

kir

<< ETü kir leke, kir

kira

Ar kirāˀ كراء z [#kry fiˁāl msd.] bir mülkten yararlanma hakkı için ödenen bedel (≈ Ar karā kiraladı ) Aram kərī, kəriyā כְרִי, כְריָא z [#kry] 1. yığın, tümsek, özellikle mal ve mahsul yığını, 2. arazi kirası olarak ödenen mahsul miktarı (Kaynak: Jastrow sf. 666.)

kiram

Ar kirām كِرام z [#krm fiˁāl çoğ.] büyükler Ar karīm كريم z [t.] büyük

kiraz

[ Codex Cumanicus, 1303]
celezia - Fa: gulinar - Tr: χiras [kiras] [ Meninski, Thesaurus, 1680]
kerasyā p[ers]. kirās aut kires: Ceresa.

Yun kerásion κεράσιον zkiraz << EYun kérasos κέρασος za.a. +ion

Not: Fr cerise, İng cherries vb. < Lat cerasia (a.a.) < EYun. Sözcüğün kökenini Lucullus ile birleştiren rivayet doğru değildir. Chant sf. 518 ve Frisk sf. 828, Kretschmer'e istinaden, Pontus kökenli olan meyvenin adının Küçük Asya dillerinden alıntı olduğunu ve Kερασούς (Giresun) yer adıyla alakalı olabileceğini belirtirler.

Bu maddeye gönderenler: çeri2


04.09.2017
kirebolu

Yun kiropólis κηροπώλης zbalmumcu (Kaynak: LS sf. 948)EYun kērós κηρός zbalmumu

kireç

Fa girac گرج zsöndürülmüş kalsiyum karbonat ≈ Aram gīr גיר za.a. (Kaynak: Jastrow sf. 241.)≈ Akad gīru a.a. Sumer gir a.a.

kiremit

Yun keramídion κεραμίδιον z [küç.] pişmiş topraktan yapma şey, tuğla EYun kéramos κέραμος zçömlekçi kili, pişmiş kilden yapılan çanak ve çömlek, tuğla +ion <<? HAvr *ḱerh₂-mo- HAvr *ker-² ateş, yakmak

kiriş

<< ETü kiriş yay gergisi ETü ker- germek +Iş

kirizma

Yun kílisma κοίλισμα zçukurlama, toprağı derin kazma Yun kílizō κοίλιζω zçukur açmak, çukur hale getirmek +ma(t) << HAvr *ḱewh₁- (*ḱew-) a.a. EYun koîlos κοῖλος zçukur, kovuk +izō