kete

keşkül

Fa kaşkūl كشكول z«çanak çeker», 1. dilenci, 2. dilenci kâsesi § Fa kaş كش zçeken Fa kūl كول zçanak, kadeh

keşmekeş

Fa kaş mikaş كش مكش z«çekti çekiyor», çekişme Fa kaşīdan كشيدن zçekmek

keşşaf

Ar kaşşāf كشّاف z [#kşf faˁˁāl mesl.] ortaya çıkarıcı, keşfedici Ar kaşafa كشف zbuldu

ket

?

ketçap

İng ketchup Malay keçup balık sosu

kete

[ Ebu Hayyan, Kitabu'l-İdrak, 1312]
ketā: al-χuşkunān [bir tür ekmek] [ Evliya Çelebi, Seyahatname, <1683]
bir maˁmūr Ermeni köyüdür. Ketesi ve keşkegi meşhūrdur.

≈ Erm gata կաթա zkülde pişmiş yassı ekmek

Not: DankALT E24 Ermenice ihtimali üzerinde durur; Eren 235 bunu kesin bilgi olarak aktarır. Acar sf. bu sözcüğe değinmez.


10.09.2017
ketebe1

Ar kataba(t) كتبة z [#ktb faˁala(t) çoğ.] yazıcılar Ar kātib كاتب z [t.] yazıcı

ketebe2

Ar kataba كتب z [#ktb faˁala ] yazdı

keten

Ar/Fa katān كتّان zketen bitkisi ve bundan yapılan dokuma ≈ Aram kīttān/kittan כִיתָּן za.a. ≈ Akad kitūm/kitunnu a.a. ~? Sumer gada

ketenpere

Yun kátō péra κάτω πέρα zöbür tarafın aşağısı, argoda göt EYun kata+ péra πέρα zkarşı taraf, öte

kethüda

Fa kad-χudā كدخدا z1. ev sahibi, 2. ev işlerini idare eden kişi, Sasani devletinde köy yöneticisi § Fa kad/kade كد/كده zev (<< OFa kadag a.a. ≈ Ave kata- oda, hücre ) Fa χudā خدا zefendi, yönetici