kereviz

kere

Ar karra(t) كرّة z [#krr faˁla(t) mr.] tekrar, defa Ar karra كَرَّ zgeri geldi, yineledi

kerem

Ar karam كرم z [#krm faˁal msd.] yücelme, yücelik, cömertlik Ar karuma كرُم zyüceldi

kereste

Fa karāste كراسته zhazır, işe yarar, iş görür Fa kardan yapmak, işlemek

kerevet

Yun kreváti κρεβάτι zyatak, döşek, şilte << EYun krábbatos κράββaτος za.a.

kerevit

Yun karavída καραβίδα zküçük istakoz veya büyük karides << EYun kārabís, karabid- καραβίς z [küç.] a.a. EYun kārabos κάραβος zkabuklu kara veya deniz böceği

kereviz

[ Yadigâr-ı İbni Şerif, <1421?]
hacet olursa dağ yārpūzun katalar ve rāziyane toχmı ve kerefs toχmı [ Asım Ef., Burhan-ı Katı terc., 1797]
kerevīz

Ar/Fa karafs كرفس zkökü yenen bir sebze, apium graveolens ≈ OFa karafs a.a. ≈ Aram krepsā כרפסא za.a.


07.09.2017
kerh

Ar karh كَرْه z [#krh faˁl msd.] iğrenme, nefret Ar kariha كَرِهَ ziğrendi, nefret etti

kerhane

Fa kār-χāne كارخانه ziş yeri, işlik, atölye

kerim

Ar karīm كريم z [#krm faˁīl sf.] yüce, büyük Ar karuma كَرُمَ zyüceldi

kerime

Ar karīma(t) كريمة z [#krm faˁīlā(t) sf. fem.] yüce kadın, hanımefendi Ar karīm كريم z [sf.] büyük, yüce

keriz

~? Fa kārīz كاريز zyer altında su yolu