kerevet

kerata2

Yun kérato κέρατο zboynuz << EYun kéras, kerat- κέρας, κερατ- za.a. << HAvr *ḱér-h₂-es- (*ḱér-as-) HAvr *ḱerh₂- (*ḱer-) a.a.

keratin

Fr kératine boynuz ve tırnak hammaddesi EYun kéras κέρας, κερατ- zboynuz +in°

kere

Ar karra(t) كرّة z [#krr faˁla(t) mr.] tekrar, defa Ar karra كَرَّ zgeri geldi, yineledi

kerem

Ar karam كرم z [#krm faˁal msd.] yücelme, yücelik, cömertlik Ar karuma كرُم zyüceldi

kereste

Fa karāste كراسته zhazır, işe yarar, iş görür Fa kardan yapmak, işlemek

kerevet

[ anon., Kitabü'l-İdrak Haşiyesi, <1402]
krevet (kirevet?) "yükseltilmiş yatak" [ Meninski, Thesaurus, 1680]
kerevet: Lectica, grabatus.

Yun kreváti κρεβάτι zyatak, döşek, şilte << EYun krábbatos κράββaτος za.a.

Not: Eski Türk ve Arap kültüründe bilinen yer yatağından ayrı olarak, bir seki üzerinde yükseltilmiş yatağı ifade eder. • Lat grabatus "yatak" Yunancadan veya ortak bir kaynaktan alıntıdır. Chant sf. 575: "emprunt occidental".


10.07.2015
kerevit

Yun karavída καραβίδα zküçük istakoz veya büyük karides << EYun kārabís, karabid- καραβίς z [küç.] a.a. EYun kārabos κάραβος zkabuklu kara veya deniz böceği

kereviz

Ar/Fa karafs كرفس zkökü yenen bir sebze, apium graveolens ≈ OFa karafs a.a. ≈ Aram krepsā כרפסא za.a.

kerh

Ar karh كَرْه z [#krh faˁl msd.] iğrenme, nefret Ar kariha كَرِهَ ziğrendi, nefret etti

kerhane

Fa kār-χāne كارخانه ziş yeri, işlik, atölye

kerim

Ar karīm كريم z [#krm faˁīl sf.] yüce, büyük Ar karuma كَرُمَ zyüceldi