kerem

keramet

Ar karāma(t) كرامة z [#krm faˁāla(t) msd.] 1. yücelik, 2. evliya tarafından icra edilen mucize Ar karuma كَرُمَ zyüceldi

kerata1

Yun keratâs κερατᾶς zboynuzlu, şeytan, karısını satan kimse Yun kératon κέρατον zboynuz

kerata2

Yun kérato κέρατο zboynuz << EYun kéras, kerat- κέρας, κερατ- za.a. << HAvr *ḱér-h₂-es- (*ḱér-as-) HAvr *ḱerh₂- (*ḱer-) a.a.

keratin

Fr kératine boynuz ve tırnak hammaddesi EYun kéras κέρας, κερατ- zboynuz +in°

kere

Ar karra(t) كرّة z [#krr faˁla(t) mr.] tekrar, defa Ar karra كَرَّ zgeri geldi, yineledi

kerem

[ Edib Ahmed, Atebet-ül Hakayık, <1250?]
yimişsiz yıġaç teg kärämsız kişi [keremsiz kişi yemişsiz ağaç gibi]

Ar karam كرم z [#krm faˁal msd.] yücelme, yücelik, cömertlik Ar karuma كرُم zyüceldi

Not: Krm kökünün nihai anlamı "ürün, mahsul" olmalıdır. Karş. Akad karammu "mahsul deposu, özellikle arpa ambarı", Aram karmā "üzüm".

Bu maddeye gönderenler: ikram (ikramiye, mükrim), keramet, kerim (ekrem, kerime, kiram), mükerrem


24.04.2015
kereste

Fa karāste كراسته zhazır, işe yarar, iş görür Fa kardan yapmak, işlemek

kerevet

Yun kreváti κρεβάτι zyatak, döşek, şilte << EYun krábbatos κράββaτος za.a.

kerevit

Yun karavída καραβίδα zküçük istakoz veya büyük karides << EYun kārabís, karabid- καραβίς z [küç.] a.a. EYun kārabos κάραβος zkabuklu kara veya deniz böceği

kereviz

Ar/Fa karafs كرفس zkökü yenen bir sebze, apium graveolens ≈ OFa karafs a.a. ≈ Aram krepsā כרפסא za.a.

kerh

Ar karh كَرْه z [#krh faˁl msd.] iğrenme, nefret Ar kariha كَرِهَ ziğrendi, nefret etti