kerata1

kepenek

<< OTü kebenek kalın yün üstlük, palto OTü kebe-/kebel- giyinmek <? ETü kap torba, kılıf

kepenk

<< TTü *kapan(ı)k depo veya hücre veya geçit kapısı TTü kapa-

kepez

OYun kapásion καπάσιον zbaşlık, külah (Kaynak: DuCG sf. 1:584)≈ Lat capitium a.a. Lat caput baş +ium

kerahat

Ar karāha(t) كَراهة z [#krh faˁāla(t) msd.] 1. kerhen yapma, ikrah etme, 2. İslam dinine göre yasak olmadığı halde kaçınılması gereken şey, namaz kılmanın caiz olmadığı zaman, özellikle gün doğumu ve gün batımı Ar kariha كَرِهَ ziğrendi, nefret etti

keramet

Ar karāma(t) كرامة z [#krm faˁāla(t) msd.] 1. yücelik, 2. evliya tarafından icra edilen mucize Ar karuma كَرُمَ zyüceldi

kerata1

[ Namık Kemal, Osmanlı Modernleşmesinin Meseleleri, 1868]
[ Şemseddin Sami, Kamus-ı Türki, 1900]
kerata: Pezevenk, kaltaban, deyyus.

Yun keratâs κερατᾶς zboynuzlu, şeytan, karısını satan kimse Yun kératon κέρατον zboynuz

 kerata2


25.09.2014
kerata2

Yun kérato κέρατο zboynuz << EYun kéras, kerat- κέρας, κερατ- za.a. << HAvr *ḱér-h₂-es- (*ḱér-as-) HAvr *ḱerh₂- (*ḱer-) a.a.

keratin

Fr kératine boynuz ve tırnak hammaddesi EYun kéras κέρας, κερατ- zboynuz +in°

kere

Ar karra(t) كرّة z [#krr faˁla(t) mr.] tekrar, defa Ar karra كَرَّ zgeri geldi, yineledi

kerem

Ar karam كرم z [#krm faˁal msd.] yücelme, yücelik, cömertlik Ar karuma كرُم zyüceldi

kereste

Fa karāste كراسته zhazır, işe yarar, iş görür Fa kardan yapmak, işlemek