kepez

kepaze

Fa kabāde كباده zgevşek talim yayı

kepçe

Fa kafçe كفچه z«avuç gibi şey», tas, kepçe << OFa kafçag a.a. (≈ Sogd kapçē/kafçē tahıl veya sıvı ölçü birimi, ölçek ) ≈ Aram kap/kappā avuç, çanak, kâse +ça3

kepek

<< ETü kepek tahıl ve saç pulu

kepenek

<< OTü kebenek kalın yün üstlük, palto OTü kebe-/kebel- giyinmek <? ETü kap torba, kılıf

kepenk

<< TTü *kapan(ı)k depo veya hücre veya geçit kapısı TTü kapa-

kepez

[ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
kepez: Derya kenarında yerli kaya. [ Hamit Zübeyr & İshak Refet, Anadilden Derlemeler, 1932]
kepez: 1- Düğünde gelinin başına giydiği takke, hotoz; 2- Bazı kuşların tepesindeki uzun tüy, sorguç; (...) 4- ufak tepe

OYun kapásion καπάσιον zbaşlık, külah (Kaynak: DuCG sf. 1:584)≈ Lat capitium a.a. Lat caput baş +ium

 kapital


29.09.2017
kerahat

Ar karāha(t) كَراهة z [#krh faˁāla(t) msd.] 1. kerhen yapma, ikrah etme, 2. İslam dinine göre yasak olmadığı halde kaçınılması gereken şey, namaz kılmanın caiz olmadığı zaman, özellikle gün doğumu ve gün batımı Ar kariha كَرِهَ ziğrendi, nefret etti

keramet

Ar karāma(t) كرامة z [#krm faˁāla(t) msd.] 1. yücelik, 2. evliya tarafından icra edilen mucize Ar karuma كَرُمَ zyüceldi

kerata1

Yun keratâs κερατᾶς zboynuzlu, şeytan, karısını satan kimse Yun kératon κέρατον zboynuz

kerata2

Yun kérato κέρατο zboynuz << EYun kéras, kerat- κέρας, κερατ- za.a. << HAvr *ḱér-h₂-es- (*ḱér-as-) HAvr *ḱerh₂- (*ḱer-) a.a.

keratin

Fr kératine boynuz ve tırnak hammaddesi EYun kéras κέρας, κερατ- zboynuz +in°