kepenk

kep

İng cap külah [esk.], kasket OLat capa/cappa külah, kukuleta

kepaze

Fa kabāde كباده zgevşek talim yayı

kepçe

Fa kafçe كفچه z«avuç gibi şey», tas, kepçe << OFa kafçag a.a. (≈ Sogd kapçē/kafçē tahıl veya sıvı ölçü birimi, ölçek ) ≈ Aram kap/kappā avuç, çanak, kâse +ça3

kepek

<< ETü kepek tahıl ve saç pulu

kepenek

<< OTü kebenek kalın yün üstlük, palto OTü kebe-/kebel- giyinmek <? ETü kap torba, kılıf

kepenk

[ anon., Ferec ba'd eş-şidde, <1451]
bir dīvār dibinde bir kepenk var, üstinde bir nerdübān durur (...) andan nerdübānı kepenge sarkıtdı [ Evliya Çelebi, Seyahatname, 1665]
yemīn ü yesārında cümle üç yüz altmış χapenk خپنك ve dekākīn ˁadd olunur [sağ ve solunda toplam 360 kepenk ve dükkân sayılır]

<< TTü *kapan(ı)k depo veya hücre veya geçit kapısı TTü kapa-

 kapa-

Not: +Ank ekinin işlevi muğlaktır. Karş. tüfenk, fişenk. • Dankoff, Tietze ve biraz tereddütle Eren'in (s. 231) Erm gġbank կղպանք "kilit" benzeri sözcüklerden türetmeleri fantezidir.


25.08.2017
kepez

OYun kapásion καπάσιον zbaşlık, külah (Kaynak: DuCG sf. 1:584)≈ Lat capitium a.a. Lat caput baş +ium

kerahat

Ar karāha(t) كَراهة z [#krh faˁāla(t) msd.] 1. kerhen yapma, ikrah etme, 2. İslam dinine göre yasak olmadığı halde kaçınılması gereken şey, namaz kılmanın caiz olmadığı zaman, özellikle gün doğumu ve gün batımı Ar kariha كَرِهَ ziğrendi, nefret etti

keramet

Ar karāma(t) كرامة z [#krm faˁāla(t) msd.] 1. yücelik, 2. evliya tarafından icra edilen mucize Ar karuma كَرُمَ zyüceldi

kerata1

Yun keratâs κερατᾶς zboynuzlu, şeytan, karısını satan kimse Yun kératon κέρατον zboynuz

kerata2

Yun kérato κέρατο zboynuz << EYun kéras, kerat- κέρας, κερατ- za.a. << HAvr *ḱér-h₂-es- (*ḱér-as-) HAvr *ḱerh₂- (*ḱer-) a.a.