kepenek

kentsoylu
kep

İng cap külah [esk.], kasket OLat capa/cappa külah, kukuleta

kepaze

Fa kabāde كباده zgevşek talim yayı

kepçe

Fa kafçe كفچه z«avuç gibi şey», tas, kepçe << OFa kafçag a.a. (≈ Sogd kapçē/kafçē tahıl veya sıvı ölçü birimi, ölçek ) ≈ Aram kap/kappā avuç, çanak, kâse +ça3

kepek

<< ETü kepek tahıl ve saç pulu

kepenek

OTü: [ İbni Mühenna, Lugat, <1310]
kepenek: ḳabāi mulabbad [keçe kaftan] TTü: [ Dede Korkut Kitabı, <1400?]
oğlana kara kepenek geydürmişleridi. Çağ: [ Pavet de Courteille, Dictionnaire Turc Oriental, <1500]
kepenek: sorte de vêtement de feutre.

<< OTü kebenek kalın yün üstlük, palto OTü kebe-/kebel- giyinmek <? ETü kap torba, kılıf

 kap

Not: Ar/Fa ḳabā ve OLat capa/cappa (a.a.) biçimleriyle benzerliği ilgi çekicidir. Moğ kebenek (a.a.) Türkçeden alıntı olmalıdır.


24.08.2017
kepenk

<< TTü *kapan(ı)k depo veya hücre veya geçit kapısı TTü kapa-

kepez

OYun kapásion καπάσιον zbaşlık, külah (Kaynak: DuCG sf. 1:584)≈ Lat capitium a.a. Lat caput baş +ium

kerahat

Ar karāha(t) كَراهة z [#krh faˁāla(t) msd.] 1. kerhen yapma, ikrah etme, 2. İslam dinine göre yasak olmadığı halde kaçınılması gereken şey, namaz kılmanın caiz olmadığı zaman, özellikle gün doğumu ve gün batımı Ar kariha كَرِهَ ziğrendi, nefret etti

keramet

Ar karāma(t) كرامة z [#krm faˁāla(t) msd.] 1. yücelik, 2. evliya tarafından icra edilen mucize Ar karuma كَرُمَ zyüceldi

kerata1

Yun keratâs κερατᾶς zboynuzlu, şeytan, karısını satan kimse Yun kératon κέρατον zboynuz