kenger

kene

≈ Fa kana كنه zkan emici bir parazit

kenef

Ar kanīf كنيف z [#knf faˁīl sf.] 1. korunak, sığınak, 2. helâ Ar kanafa كنف zkanadı altına aldı, kucakladı, saklayarak korudu ≈ Ar kanaf كنف zkanat (≈ İbr kanap כנף za.a. ≈ Aram kanpā כנפא za.a. )

keneş

<< ETü keŋeş müşavere, şura, meclis

kenet

Ar kinad كند‎‎‎ z [#knd] taş blokları birbirine bağlayan demir raptiye, perçin Aram kannād כַּנָּד z1. cetvel, gönye, 2. destek (Kaynak: Jastrow sf. 648.)

kenevir

Yun kanavúrion κανναβούριον zkenevir << EYun kánnabis κάνναβις za.a. +arion Akad qunnabtu a.a.

kenger

KTü: [ anon., Kitab-ı Mecmu-ı Tercüman-ı Türkî, 1343]
kangar: al-ḥarşaf [enginar] "yaban enginarı (cynara)" [ Asım Ef., Burhan-ı Katı terc., 1797]
Nebat-ı mezbūr berrī ve būstanī olur. Berrīsi dahi iki nevˁidir. Bir nevˁine kenger denir ki zikrolundu. Bir nevˁine kenger-i eşek derler. Būstānī kısmı enginar dedikleri sebzedir. "... akantus bitkisi (acanthus)" [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
kenger otu: Akantos.

Fa/OFa kangar كنگر zyabani enginar, cynara cardunculus ≈ EYun kinára/kynára κινάρα za.a.

 enginar

Not: Ar ḳanġar قنغر, Erm gangaŗ կանկառ "yaban enginarı" biçimileri Farsçadan alınmıştır. Türkçe esas anlamı "yaban enginarı" iken, yerel ağızlarda ona benzer fakat farklı bir bitki olan kenger (gundelia tournefortii) bitkisine nispet edilmiştir.


16.06.2019
kenize

Fa kanīza genç kız << OFa kanīçag/kanīzag a.a. ≈ Ave kanyā-/kanyīka- a.a.

kent1

<< ETü kend şehir, yerleşim Sogd kand/kanth a.a. (Kaynak: Gharib 191.)≈ Saka kanthā a.a. (Kaynak: BaileyS sf. 51.)

kent2

Fr quint, quinte beşli Lat quintus a.a. Lat quinque beş << HAvr *penkʷe a.a.

kental

Fr quintal beş yüz kiloluk ağırlık birimi Lat quinque, quint- beş +al°

kentet

Fr quintette beşli çalgı veya şarkıcı grubu İt quintetta a.a. İt cinque, quint- beş +et°