kem

kelime

Ar kalima(t) كلمة z [#klm faˁila(t) ] söylenen şey, söz Ar kalama كَلَمَ zsöyledi

kelle

Fa kalle كلّه zkafanın üst kısmı, kuru kafa

kelli

<< TTü gayri

kelp

İng kelp soda elde etmek için yakılan bir tür deniz yosunu << Eİng culp/culpe a.a. ?

kelter

Yun kalathárion καλαθάριον z [küç.] bir tür hasır sepet, küfe EYun kálathos κάλαθος zalt kısmı dar olan hasır sepet +arion ~? Mıs krḥt a.a. (Kaynak: Rosol sf. 176)

kem

ETü: [ Uygurca metinler, <1000]
ig kem [hastalık ve ıstırap] ETü: [ Kaşgarî, Divan-i Lugati't-Türk, 1073]
kem: al-dāˀ [hastalık] at kemlendi [hastalandı] ETü: [ Kutadgu Bilig, 1069]
ol ig kem ne ermiş ayu birdiler [(tabipler) o hastalık neymiş söylediler] TTü: [ Meninski, Thesaurus, 1680]
kem p[ers]. eksük, nākıs. (...) kem t[urc]. malus, parvus [kötü, küçük, yaramaz].

<< ETü kem hastalık, terslik ≈ Fa kam كَم zeksik, aşağı, hor

Not: Farsça sözcük ile Türkçe arasındaki etimolojik ilişki açık değildir.


02.06.2015
kem küm

onom mütereddit konuşma sesi

kemal

Ar kamāl كمال z [#kml faˁāl msd.] tam ve olgun olma, olgunluk, kusursuzluk, mükemmellik Ar kamala كَمَلَ ztam ve bütün idi, olgunlaştı, erdi

keman

Fa/OFa kamān كمان zeğri, yay

kemane

Fa kamāne كمانه zyaya benzer nesne Fa kamān yay +a

kemankeş

Fa kamān-kaş كمان كش zyay çeken, okçu