kelime

kelek2

Ar kalak كلك zFırat ve Dicle nehirlerine özgü sal Akad kalakku 1. kesik piramit, 2. tahıl deposu, silo, 3. bir tür oturak, 4. sal (Kaynak: CAD sf. 8.62)Sumer ka.lá

kelepçe

Fa kalābçe كلبچه z [küç.] halkacık, küçük sargı Fa kalāb كلب zsargı, kangal, halka şeklinde sarılı ip +ça3

kelepir

?

keler

<< ETü keler kertenkele

keleş

≈ Kürd keleş haydut, eşkiya ?

kelime

[ anon., Mukaddimetü'l-Edeb terc., y. 1300]
kelimeni témekde oχşaş [benzer] kelimege bedel kıldı

Ar kalima(t) كلمة z [#klm faˁila(t) ] söylenen şey, söz Ar kalama كَلَمَ zsöyledi

 kelam

Benzer sözcükler: kelimat, kelimei şehadet, kelimesi kelimesine


25.01.2018
kelle

Fa kalle كلّه zkafanın üst kısmı, kuru kafa

kelli

<< TTü gayri

kelp

İng kelp soda elde etmek için yakılan bir tür deniz yosunu << Eİng culp/culpe a.a. ?

kelter

Yun kalathárion καλαθάριον z [küç.] bir tür hasır sepet, küfe EYun kálathos κάλαθος zalt kısmı dar olan hasır sepet +arion ~? Mıs krḥt a.a. (Kaynak: Rosol sf. 176)

kem

<< ETü kem hastalık, terslik ≈ Fa kam كَم zeksik, aşağı, hor