kelepçe

kelb

Ar kalb كَلْب z [#klb] köpek ≈ İbr keleb כֶּלֶב z [#klb] a.a. ≈ Akad kalbu a.a.

kelebek

<< OTü kepelek kelebek ETü kepeli a.a. +Ak

kelecoş

Erm galacaş կալաճաշ z«harman yemeği», bir tür karma yemek § Erm gal կալ zharman yeri Erm caş ճաշ zyemek

kelek1

Fa kālak كالك zham meyve, özellikle kavun <? Fa kel kelle, saçsız baş

kelek2

Ar kalak كلك zFırat ve Dicle nehirlerine özgü sal Akad kalakku 1. kesik piramit, 2. tahıl deposu, silo, 3. bir tür oturak, 4. sal (Kaynak: CAD sf. 8.62)Sumer ka.lá

kelepçe

bilekçek [ Mehmed Yeminî, Faziletname, 1519]
evvel bend ü zencīr / bukağı hem bilekçek habse tedbīr kelebçe [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
kelebçe: bileğe takılan küçük keleb

<< OTü bilekçe mahpusların ve suçluların ellerine takılan çift boyunduruk (İlk kullanım: Senglah 355.) << ETü bilek +ça3

 bilek

Not: Yaygın kanıya göre Fa kelāb "iplik kangalı" ve TTü kelābçe/kelebçe "ham iplik sarılan çark" sözcüklerinden türemedir; Nişanyan (2002, 2009, 2018) bu görüşü benimser. Ancak bu yorum semantik evrimi açıklamaktan uzaktır. Çağatay Türkçesinde yerleşik olan bilekçe sözcüğünden metatez yoluyla türemiş olması daha muhtemel görünüyor.

Benzer sözcükler: kelepçelemek


14.07.2021
kelepir

?

keler

<< ETü keler kertenkele

keleş

≈ Kürd keleş haydut, eşkiya ?

kelime

Ar kalima(t) كلمة z [#klm faˁila(t) ] söylenen şey, söz Ar kalama كَلَمَ zsöyledi

kelle

Fa kalle كلّه zkafanın üst kısmı, kuru kafa