kehribar

kefir

Rus kefir кефир za.a. İng kefir mayalanmış sütten yapılan bir içecek ?

kefiye

<< Ar katfīya(t) كتفيّة z [fem. nsb.] omuzları örten baş örtüsü, şal Ar kitf/katif كتف z [#ktf] kürek kemiği, omuz +īya(t)1

kehanet

Ar kahāna(t) كهانة z [#khn faˁāla(t) msd.] gaipten haber verme Ar kāhin كاهن z

kehf

Ar kahf كهف z [#khf] mağara ~? Lat cavus a.a.

kehkeşan

Fa kahkaşān كهكشان zsamanyolu § Fa kah كه zsaman Fa kaşān كشان zyuvarlak çadır, kubbe

kehribar

[ Codex Cumanicus, 1303]
ambra - Fa & Tr: χarabar keh-rubā [ Mesud b. Ahmed, Süheyl ü Nevbahar terc., 1354]
Bulup çöpi kapmaz ise keh-rubā [ Meninski, Thesaurus, 1680]
kehrübā vulg. kehrübar

Fa kah-rubā كهربا z«saman kapan», fosilleşmiş reçineden oluşan ve yüne sürtününce elektriklenme özelliğine sahip olan sarı madde § Fa kāh/kah كاه/كه zsaman Fa rubā ربا zkapan (Fa rubūdan ربودن, ربا zkapmak, çalmak, zorla almak +ā(n) ≈ OFa rōp zoralım, soygun Havr *Hrewp- (*rewp-) kapmak, çalmak )

Not: Kehribarın yüne sürtününce elektriklenme özelliğinden ötürü. Karş. elektrik. • Aynı Hintavrupa kökünden Alm rauben, İng rob "soygun yapmak", İng rover "soyguncu".

Benzer sözcükler: kehribarî

Bu maddeye gönderenler: dilrüba, kehkeşan


13.09.2017
kek

İng cake çörek, pişi ≈ Ger *kokjan pişirmek << HAvr *gog a.a.

kekâ

?

kekeme

onom keke kısa ve tutuk ses, kekeleme sesi

kekik

≈? Fa kākul/kākūti كاكل/كاكوت zyabani zahter ≈? Sans kukuṭa कुकुट zyenebilen bir ot (marsilea quadrifolia?)

keklik

<< ETü keklik eti yenen bir kuş, perdrix ≈ TTü geğrik/gekrik/geklik geğirme, hıçkırık ETü kekir- geğirmek, hıçkırmak